Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Voynich El Yazması: 600 Yıldır Çözülemeyen Kitabın Gizemi

Voynich El Yazması’nın tarihi, Wilfrid Voynich’in eseri nasıl edindiği, gizemli yazısı, çizimleri ve yüzyılı aşkın süredir devam eden çözme çalışmaları anlatılıyor.

Voynich El Yazması: 600 Yıldır Çözülemeyen Kitabın Gizemi

Voynich El Yazması, bilinmeyen bir yazı sistemiyle kaleme alınmış, yüzlerce sıra dışı çizim içeren ve metni günümüzde hâlâ çözülememiş bir Orta Çağ kodeksidir. Eserin geçmişi 16. yüzyılın sonlarına kadar izlenebilirken, modern dönemde yeniden ortaya çıkışı Polonya kökenli kitap tüccarı Wilfrid Voynich ile bağlantılıdır. Voynich, el yazmasını 1912’de İtalya’daki Cizvit koleksiyonundan satın aldı.

Bugün Yale Üniversitesi Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi’nde Beinecke MS 408 adıyla korunan eser; bitki çizimleri, astronomik ve astrolojik diyagramlar, insan figürleri, kozmolojik şemalar ve eczacılıkla ilişkilendirilen resimlerle doludur. Yale’nin güncel katalog kaydına göre metin tanımlanamayan bir yazıyla yazılmıştır ve bugüne kadar yapılan kriptografik çalışmalar metni güvenilir biçimde çözememiştir.

Voynich El Yazması’nı ilginç kılan nokta, kitabın gerçek bir Orta Çağ eseri olduğuna ilişkin güçlü maddi kanıtların bulunması ve buna rağmen içeriğinin hâlâ anlaşılamamasıdır.

Voynich El Yazması’nın Özellikleri

Voynich El Yazması, yaklaşık 24 santimetre yüksekliğinde ve 16 santimetre genişliğinde, parşömen yapraklardan oluşan resimli bir kodekstir. Günümüze yaklaşık 240 sayfalık bölüm ulaşmıştır ve bazı yaprakların zaman içinde kaybolduğu anlaşılmaktadır. Yale’nin katalog açıklamasında eserin Orta Avrupa ile ilişkilendirildiği ve yazarı ile kullanılan yazı sisteminin bilinmediği belirtilir.

Kitabın sayfalarında yaklaşık altı ana içerik grubu ayırt edilebilir. Bunlar bitkiler, astronomi ve astroloji, banyo sahneleri, kozmolojik diyagramlar, bitkisel ve eczacılıkla ilgili çizimler ve yoğun metin içeren son bölümdür.

Bu sınıflandırma, kitabın konusunu kesin olarak ortaya koymaz. Çizimler metnin anlamı çözülemediği için yorumlara açıktır.

Voynich yazısı nasıl görünüyor? 

El yazmasındaki karakterler bugün araştırmacılar tarafından çoğunlukla Voynichese adıyla anılır. Yazı, bilinen Avrupa alfabelerinin doğrudan bir örneğine benzemediği gibi karakterlerin hangi sesleri veya kelimeleri temsil ettiği de bilinmez.

Metin boyunca belirli karakter ve karakter gruplarının düzenli biçimde tekrarlanması, araştırmacıların bunun rastgele çizilmiş işaretlerden oluşmadığını düşünmesine yol açmıştır. Bununla birlikte düzenli bir yapının bulunması, metnin mutlaka doğal bir dil olduğu anlamına gelmez.

2026 yılında yayımlanan yeni bir çalışma da Voynich yazısındaki karakter ve boşlukların geleneksel anlamda “harf” ve “kelime” olarak kabul edilmesinin baştan kanıtlanması gerektiğini savunuyor. Araştırmacılar, metindeki tekrar eden yapıların geleneksel kelime sınırlarından daha karmaşık bir düzen sergilediğini belirtiyor.

Voynich El Yazması’nın Tarihi

El yazmasının tarihi konusunda iki farklı düzeyi birbirinden ayırmak gerekiyor: kullanılan parşömenin yaşı ile kitabın tamamının üretim tarihi aynı şey değildir.

2009 yılında yapılan bilimsel analizler bu konuda önemli veriler sağladı.

Radyokarbon analizi ne gösterdi? 

Arizona Üniversitesi’nde gerçekleştirilen radyokarbon çalışmasında el yazmasının dört farklı parşömen örneği incelendi. Sonuçlar kullanılan parşömenin 1404-1438 yılları arasına tarihlenebileceğini gösterdi.

Bu sonuç, kitabın 20. yüzyılda hazırlanmış bir sahtecilik olduğu yönündeki teorileri ciddi biçimde zayıflattı.

Yale’nin güncel katalog kaydı ise eserin üretimini Orta Avrupa’ya bağlarken tarihlendirme konusunda daha geniş bir çerçeve kullanıyor. Bu nedenle en güvenli ifade, Voynich El Yazması‘nda kullanılan parşömenin 15. yüzyılın başlarına tarihlendiği şeklindedir.

Mürekkep ve pigmentler üzerinde yapılan incelemeler de eserin malzemelerinin tarihsel bir el yazmasıyla uyumlu olduğunu gösterdi. McCrone Associates tarafından hazırlanan analiz raporunda metnin demir-gall mürekkebiyle yazılmış olabileceği ve çeşitli pigmentlerin kullanıldığı belirtiliyor.

Voynich El Yazması’nın Yazarı

El yazmasının yazarı bilinmiyor. Tarih boyunca farklı isimler önerilmiş olsa da bunlardan hiçbiri kabul edilmiş bir sonuca ulaşmadı.

En eski teorilerden biri eseri İngiliz filozof ve Fransisken bilgin Roger Bacon ile ilişkilendiriyordu.

Bu düşüncenin kaynağı 17. yüzyılda yazılmış önemli bir belgedir. Johannes Marcus Marci, 1666’da Athanasius Kircher’e gönderdiği mektupta, Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf’un kitabı Roger Bacon’a ait olduğuna inandığını yazdı. Marci’nin kendisi ise bu görüş hakkında kesin bir hüküm vermedi.

Parşömen tarihlemesi Roger Bacon teorisini kronolojik açıdan büyük ölçüde dışarıda bırakır. Bacon 1214 civarında doğmuş ve 1292’de ölmüştü; Voynich El Yazması’nda kullanılan parşömen ise 15. yüzyılın başlarına tarihleniyor.

Wilfrid Voynich ve El Yazması’nın ortaya çıkışı 

Voynich El Yazması’nın adı, eseri 20. yüzyılın başında nadir kitap piyasasına taşıyan kişiden geliyor.

Wilfrid Voynich’in doğum adı Michał Wojnicz idi. Polonya kültür portalı Culture.pl, onu Polonya kökenli bir antikacı ve kitap tüccarı olarak tanımlıyor ve 1912’de gizemli el yazmasını elde eden kişi olduğunu belirtiyor.

Wojnicz’in hayatı da sıradan bir kitap tüccarının geçmişinden oldukça farklıydı. Gençliğinde Rus İmparatorluğu’ndaki devrimci hareketlerle bağlantı kurdu, tutuklandı ve sürgün yaşadı. Daha sonra Batı Avrupa’ya geçti ve Londra’da nadir kitap ticaretine yöneldi.

Bu dönemde eski el yazmaları konusunda geniş bir ticaret ağı oluşturdu. Voynich El Yazması da bu mesleki faaliyetleri sırasında karşısına çıktı.

El yazmasının Cizvit koleksiyonundan satın alınması 

Voynich’in el yazmasını nasıl elde ettiği konusunda en güvenilir bilgiler, eserin Cizvit koleksiyonlarıyla bağlantısını ortaya koyuyor.

Yale Üniversitesi’nin katalog kaydına göre Voynich, 1912 yılında el yazmasını Roma yakınlarındaki Frascati’deki Cizvit Koleji’nden satın aldı. Polonya’nın Culture.pl portalı da Michał Wojnicz’in aynı yıl eseri elde ettiğini doğruluyor.

Bu nedenle “Voynich kitabı buldu” ifadesinden çok, “Voynich kitabı Cizvit koleksiyonundan satın aldı” demek tarihsel açıdan daha isabetli. Kitabın bir kazı sırasında, terk edilmiş bir odada veya rastlantı sonucu bulunduğunu gösteren güvenilir bir belge bulunmuyor.

Voynich’in satın aldığı eser de tek başına bu el yazmasından ibaret değildi. Yale’nin provenans kayıtlarına göre Voynich, Cizvit koleksiyonundan çok sayıda eski el yazması satın aldı. Bu durum, 1912’de gerçekleşen olayın gizemli bir kitabın tesadüfi keşfinden çok, nadir kitapların toplu bir satışı olduğunu gösteriyor.

Villa Mondragone bağlantısı 

Voynich El Yazması’nın 1912’de Villa Mondragone‘da ortaya çıktığı anlatısı uzun süredir el yazmasının keşif hikâyesinin bir parçası olarak aktarılıyor. Frascati’de bulunan tarihi yapı, dönemin Cizvit kurumlarıyla bağlantılıydı ve eski kitap koleksiyonlarının bir bölümü burada tutuluyordu.

Villa Mondragone’nin tarihçesinde de Wilfrid Voynich’in 1912 yılında burada Cizvitlerden gizemli kodeksi satın aldığı aktarılıyor. Polonya ve İtalya’da yayımlanan çeşitli kaynaklarda da aynı anlatıya rastlanıyor.

Yale Üniversitesi’nin el yazmasına ilişkin katalog kaydı ise satın alma yerini Frascati’deki Cizvit Koleji olarak veriyor. Bu nedenle Villa Mondragone, Voynich El Yazması’nın 1912’deki ortaya çıkışıyla güçlü biçimde ilişkilendirilen bir mekân olarak öne çıkarken, Yale kaydı olayın gerçekleştiği yeri daha geniş biçimde Cizvit Koleji olarak tanımlıyor.

Bu ayrıntı, el yazmasının geçmişindeki önemli bir belirsizliği gösteriyor: Voynich’in eseri Cizvit koleksiyonundan satın aldığı kesin, fakat 1912’deki satışın tam olarak hangi binada gerçekleştiğine ilişkin anlatılar aynı ayrıntıları vermiyor.

Voynich El Yazması’nın Bilinen Sahipleri 

Voynich’in 1912’de eseri satın almasından önceki tarihinin önemli bölümü belgelerle takip edilebiliyor.

En eski kesin sahiplik kaydı II. Rudolf dönemine ulaşıyor. Daha sonraki sahipler arasında Jacobus Horčicky de Tepenec, Georgius Barschius ve Johannes Marcus Marci bulunuyor.

Bu sahiplik zinciri, kitabın 17. yüzyılda Prag ve Roma’daki entelektüel çevreler arasında dolaştığını gösteriyor.

II. Rudolf 

Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf, kitabın bilinen ilk kesin sahiplerinden biridir.

1666 yılında Johannes Marcus Marci’nin Athanasius Kircher’e gönderdiği mektupta, Rudolf’un kitap için 600 altın duka ödediği aktarılır. Aynı mektup, imparatorun eseri Roger Bacon’ın yazdığına inandığını da bildirir.

600 duka oldukça yüksek bir bedeldi. Bu nedenle Rudolf’un eserin olağanüstü değerli ve önemli bir bilimsel metin olduğuna inandığı anlaşılır.

Johannes Marcus Marci’nin 1666 mektubu 

Marci’nin Kircher’e gönderdiği mektup, Voynich El Yazması’nın tarihindeki en önemli birincil belgelerden biridir.

Marci, kitabı Kircher’e gönderirken onun metni çözebileceğini düşünüyordu. Mektupta daha önceki sahibinin metni çözmek için büyük çaba harcadığı, sonuç alamadığı ve kitabın Rudolf’a ait olduğu bilgileri yer alıyor.

Bu belge sayesinde Voynich El Yazması’nın 17. yüzyılda da çözülemeyen bir metin olarak görüldüğünü biliyoruz.

Voynich El Yazması İçeriği

Kitabın metni okunamadığı için içeriği çizimler üzerinden sınıflandırılıyor. Yale, el yazmasını altı ana bölüm altında değerlendiriyor.

Bu bölümler kitabın muhtemel konuları hakkında önemli ipuçları veriyor.

Bitki çizimleri 

El yazmasının en geniş bölümlerinden biri bitkilere benzeyen çizimlerden oluşuyor.

Sayfalarda büyük kökler, gövdeler, yapraklar, çiçekler ve meyveler görülüyor. Bazı çizimler gerçek bitkilere benzetilebilse de önemli bir bölümü belirli türlerle kesin olarak eşleştirilemiyor.

Bu nedenle kitabın bir herbaryum veya tıbbi bitki kitabı olduğu düşüncesi öne çıkıyor.

Astronomi ve astroloji çizimleri 

Başka sayfalarda yıldızlar, burçlar ve dairesel diyagramlar bulunuyor.

Özellikle zodyak sembollerinin bulunduğu sayfalar, kitabın Orta Çağ Avrupa’sındaki astrolojik ve kozmolojik geleneklerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Banyo sahneleri ve insan figürleri 

Voynich El Yazması’nın en sıra dışı sayfalarında çok sayıda çıplak kadın figürü bulunuyor.

Figürler havuzları, boruları, kapları ve organları andıran karmaşık şekillerin arasında çizilmiş. Bu bölüm geçmişte anatomi, tıp, kadın sağlığı ve balneoloji gibi alanlarla ilişkilendirildi.

Yale bu kısmı balneolojik, yani banyo ve suyla ilgili çizimler olarak sınıflandırıyor.

Eczacılık ve bitkisel ilaçlar 

Bazı sayfalarda bitki kökleri, yapraklar ve kaplara benzeyen nesneler bulunuyor.

Bu çizimler, eserin tıbbi veya eczacılıkla ilgili olabileceği düşüncesini güçlendiriyor. Yine de çizimlerin hangi bitkilere ve uygulamalara karşılık geldiği metin çözülmeden kesin biçimde belirlenemiyor.

Son bölümdeki kısa metinler 

Kitabın son kısmında büyük çizimler azalıyor ve kısa metin parçaları yoğunlaşıyor.

Bu parçaların başında yıldız veya çiçek biçimli semboller bulunuyor. Yale katalog açıklaması, bunların reçete veya benzeri kısa metinler olabileceğini belirtiyor.

Voynich Yazısı Neden Çözülemiyor? 

Voynich El Yazması’nın en büyük problemi, araştırmacıların metni karşılaştırabilecekleri bilinen bir dilde yazılmış paralel bir nüshaya sahip olmamasıdır.

Bir yazının çözülmesinde metnin başka bir dildeki karşılığını gösteren belgeler büyük avantaj sağlar. Voynich El Yazması’nda böyle bir anahtar metin bulunmuyor.

Üstelik karakterlerin hangi birimlere karşılık geldiği bile kesin olarak bilinmiyor.

Voynich yazısı bir şifre olabilir mi? 

En eski teorilerden biri, kitabın bilinen bir dilin şifrelenmiş biçimi olduğunu savunuyor.

Kriptograflar yıllar boyunca harf frekansları, tekrar eden karakterler ve kelime uzunlukları üzerinden farklı yöntemler denedi. Yale’nin güncel değerlendirmesine göre kriptografik yaklaşımlar metni çözecek güvenilir bir sonuç vermedi.

Günümüzde araştırmalar istatistiksel ve bilgisayar destekli yöntemlere de yönelmiş durumda.

2026’da yayımlanan bir çalışmada metnin karakter dizilimleri ve boşlukları analiz edilerek Voynich yazısının basit bir rastgele metin üretimiyle açıklanmasının zor olduğu ileri sürüldü. Çalışma, metnin yapısının belirli kurallara sahip olduğunu gösteren ölçümler sunuyor; bunun hangi dil veya yazı sistemi olduğunu ise çözmüş değil.

Voynich El Yazması’nın Sahtelik İhtimali  

El yazmasının sahte olduğu düşüncesi özellikle 20. yüzyılda sıkça gündeme geldi.

Bu teoriye göre Voynich veya daha önceki bir kitap tüccarı, anlamsız karakterlerden ve hayali bitkilerden oluşan bir kitap hazırlamış ve bunu değerli bir Orta Çağ el yazması gibi sunmuş olabilirdi.

Bilimsel incelemeler bu ihtimali zayıflattı.

Parşömenin radyokarbon tarihi 15. yüzyılın başlarına uzanıyor. Mürekkep ve pigment analizleri de kitabın fiziksel malzemelerinin modern bir sahtecilikle uyumlu olmadığını gösteriyor.

Bu bulgular metnin anlamlı olduğunu kanıtlamıyor. Bir Orta Çağ insanı da anlamsız veya yapay bir metin oluşturmuş olabilir. Fakat eserin 20. yüzyılda Voynich tarafından üretildiği yönündeki senaryo mevcut bilimsel verilerle uyuşmuyor.

Voynich Yazısının Çözülmesi İçin Yapılan Çalışmalar 

Voynich El Yazması 1912’de Wilfrid Voynich’in eline geçtiğinde metnin çözülmesi için farklı uzmanlardan yardım istendi. İlk çalışmalar daha çok eserin hangi dilde yazıldığını belirlemeye ve bilinmeyen karakterleri tanımlamaya odaklandı. 20. yüzyıl ilerledikçe kriptografi, istatistik ve bilgisayar destekli metin analizi de araştırmalara dahil oldu.

Bu çalışmaların bazıları Voynich yazısının yapısı hakkında önemli sonuçlar ortaya koydu. Metnin hangi dilde yazıldığı ve karakterlerin neyi temsil ettiği konusunda ise ortak bir sonuca ulaşılamadı.

William Friedman ve kriptograf ekibi 

Voynich El Yazması’nın en önemli erken dönem araştırmalarından biri, II. Dünya Savaşı sırasında ABD’nin ünlü kriptografı William F. Friedman tarafından yürütüldü.

Friedman, daha önce I. Dünya Savaşı dönemindeki Amerikan kriptografi çalışmalarında görev almış ve II. Dünya Savaşı sırasında ABD’nin askeri şifrelerinin çözülmesinde önemli rol üstlenmişti. Voynich El Yazması’na da uzun süre özel ilgi gösterdi.

Friedman’ın çevresindeki araştırmacılar, metnin basit bir şifreleme yönteminden ziyade daha karmaşık bir sistem kullanıyor olabileceğini düşündü. Friedman, metnin bir yapay dil veya yapay bir dilin şifrelenmiş biçimi olabileceği ihtimalini de değerlendirdi.

Friedman’ın Voynich çalışmaları yıllar boyunca sürdü. Ölümünden sonra geride bıraktığı notlar ve yazışmalar, Yale Üniversitesi’ndeki Beinecke Kütüphanesi koleksiyonuna dahil edildi. Bu belgeler, Voynich El Yazması’nın 20. yüzyıl kriptografi tarihindeki yerini ortaya koyan önemli arşiv malzemeleri arasında bulunuyor.

Prescott Currier ve Voynich yazısının iki farklı el yazısı 

1960’lı yıllarda ABD Donanması’nda görev yapan kriptanalist Prescott Currier, Voynich metni üzerinde önemli bir gözlem yaptı.

Currier, el yazmasındaki metnin tamamının aynı kişi tarafından yazılmış gibi görünmediğini fark etti. Karakter biçimleri, yazım alışkanlıkları ve kelime dağılımlarını inceleyerek el yazmasında en az iki farklı yazıcı bulunduğunu öne sürdü.

Bu gözlem daha sonra Voynich araştırmalarında Currier A ve Currier B olarak adlandırılan iki farklı metin grubunun ortaya çıkmasına yol açtı.

Currier ayrıca bu iki grubun kelime ve karakter dağılımlarında belirgin farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Bu durum, Voynich metninin tek bir metin sistemiyle baştan sona yazılmış basit bir şifre olduğu düşüncesini daha karmaşık hale getirdi.

Currier’ın çalışmaları, metnin fiziksel olarak incelenmesinden istatistiksel analizlere geçiş açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Mary D’Imperio ve modern Voynich araştırmaları 

ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nda çalışan matematikçi ve istatistikçi Mary E. D’Imperio, 1970’lerde Voynich El Yazması üzerine kapsamlı bir çalışma hazırladı.

D’Imperio’nun The Voynich Manuscript: An Elegant Enigma adlı çalışması 1978’de yayımlandı. Kitapta o zamana kadar yapılan araştırmalar, metnin yapısı, çizimler, olası şifreleme yöntemleri ve öne sürülen çözüm teorileri ayrıntılı biçimde ele alındı.

D’Imperio’nun çalışması bir çözüm sunmaktan çok, o tarihe kadar ortaya atılan teorileri sistematik biçimde değerlendirmesi açısından önem taşıdı. Eser, sonraki araştırmacılar için temel başvuru kaynaklarından biri haline geldi.

Bilgisayarların Voynich araştırmalarına girmesi 

Bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle Voynich El Yazması’nın analizinde yeni bir dönem başladı.

Araştırmacılar karakterlerin ve kelime benzeri dizilerin kullanım sıklığını bilgisayarlarla incelemeye başladı. Böylece yüzlerce sayfalık metindeki tekrarların insan gözüyle fark edilmesi zor olan özellikleri ölçülebilir hale geldi.

Bu çalışmaların önemli bir sonucu, Voynich metninin rastgele karakter dizilerinden oluşmadığını gösteren istatistiksel bulgular oldu. Karakterlerin belirli konumlarda ortaya çıkma eğilimleri, kelime uzunlukları ve tekrar oranları gerçek dil metinlerinde görülen bazı özelliklerle benzerlik gösteriyordu.

Fakat istatistiksel olarak düzenli bir metnin bulunması, metnin anlamının çözüldüğü anlamına gelmiyor. Araştırmacılar hâlâ bu düzenliliğin doğal bir dilden, şifreleme yönteminden, yapay bir dilden veya başka bir üretim sisteminden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tartışıyor.

21. yüzyılda istatistiksel ve bilgisayar destekli analizler 

2000’li yıllardan itibaren araştırmalar daha büyük veri kümeleri ve bilgisayar algoritmaları üzerinden yürütülmeye başladı.

Jorge Stolfi, Rafael Núñez ve farklı disiplinlerden araştırmacılar Voynich metnindeki kelime dağılımlarını, karakter ilişkilerini ve metin bölümlerini bilgisayar yardımıyla inceledi. Bu çalışmalar, metnin bölümleri arasında istatistiksel farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

2010’lu yıllarda doğal dil işleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte Voynich yazısının bilinen dillerle karşılaştırılması da hız kazandı. Bazı araştırmacılar İbranice, Arapça, Latince ve çeşitli Orta Çağ dilleriyle benzerlikler bulduklarını öne sürdü.

Bu çalışmaların ortak problemi, birkaç kelime veya karakter grubuna anlam vermenin metnin tamamını çözmek için yeterli olmamasıydı.

Yapay zekâ ve yeni çözüm iddiaları 

Son yıllarda makine öğrenmesi ve doğal dil işleme yöntemleri Voynich araştırmalarına da uygulanmaya başladı.

2018 yılında Kanadalı araştırmacılar Greg Kondrak ve Bradley Hauer, metnin İbranice ile bağlantılı olabileceğini ve karakterlerin belirli bir düzenlemeyle çözülebileceğini öne sürdü. Çalışmaları kamuoyunda büyük ilgi gördü. Fakat önerdikleri çözüm, Voynich araştırmacıları arasında genel kabul görmedi.

Bunun ardından farklı araştırmacılar yapay zekâ, makine öğrenmesi ve istatistiksel dil modellerini kullanarak yeni çözüm yöntemleri geliştirdi.

Bu noktada önemli ölçüt değişmedi: Bir çözümün kabul edilebilmesi için metnin büyük bölümünü tutarlı biçimde açıklaması, çizimlerle anlamlı bir ilişki kurması ve başka araştırmacılar tarafından bağımsız biçimde tekrarlanabilmesi gerekiyor.

Bugüne kadar ortaya atılan hiçbir çözüm bu koşulları yeterli ölçüde karşılamadı.

Voynich araştırmalarının ortaya koyduğu ortak bulgular 

Yaklaşık bir asırlık araştırmanın sonunda metnin kendisi hakkında bazı güçlü gözlemler ortaya çıktı.

Voynich yazısı belirli kurallara sahip görünüyor. Karakterlerin kullanım sıklıkları ve dizilimleri rastgele bir metinden farklılık gösteriyor. Metnin farklı bölümleri arasında da istatistiksel ayrımlar bulunuyor. Prescott Currier’ın çalışmaları, metnin en az iki farklı yazıcı tarafından oluşturulmuş olabileceğini gösteren önemli kanıtlar sağladı.

Buna karşılık araştırmalar yazının hangi dilde olduğunu, karakterlerin hangi ses veya anlam birimlerini temsil ettiğini ve metnin ne anlattığını kesin biçimde ortaya koyamadı.

Bu nedenle Voynich El Yazması’nın araştırma tarihi, başarısız çözüm girişimlerinden oluşan uzun bir liste olarak görülmemeli. Her dönem, metnin yapısı hakkında yeni bilgiler ortaya çıkardı. Sorun, bu parçaların henüz bütünlüklü bir okumaya dönüştürülememiş olmasıdır.

Voynich El Yazması Bugün Nerede?

Wilfrid Voynich 1930’da öldüğünde el yazması eşi Ethel Voynich’e geçti.

Ethel Voynich’in ölümünün ardından kitap, çiftin arkadaşı ve yardımcısı Anne Nill’e kaldı. Nill, el yazmasını 1961 yılında Amerikalı nadir kitap tüccarı H. P. Kraus’a sattı.

Kraus kitabı bir süre elinde tuttu ve daha sonra 1969’da Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi’ne bağışladı. Eser bugün Beinecke MS 408 katalog numarasıyla burada korunuyor.

Yale, el yazmasının tamamını yüksek çözünürlüklü dijital görüntüler halinde araştırmacıların kullanımına açmış durumda. Fiziksel nüshaya erişim ise parşömenin korunması nedeniyle oldukça sınırlı.

Voynich El Yazması’nın Gizemi 

Voynich El Yazması hakkında bugün birçok ayrıntıyı biliyoruz.

Parşömenin 15. yüzyılın başlarına tarihlendiğini, eserin Orta Avrupa kökenli olabileceğini, 16. yüzyılda II. Rudolf’un koleksiyonuna girdiğini, 17. yüzyılda Johannes Marcus Marci üzerinden Athanasius Kircher’e gönderildiğini ve 1912’de Wilfrid Voynich tarafından Cizvit koleksiyonundan satın alındığını biliyoruz.

Buna karşılık kitabın yazarı, dili, yazı sisteminin gerçek yapısı ve metnin anlamı hâlâ bilinmiyor.

Üstelik Voynich’in kitabı 1912’de tam olarak hangi Cizvit yapısında ve hangi koşullarda satın aldığı konusu da popüler anlatıların ötesinde daha dikkatli değerlendirme gerektiriyor.

Bu nedenle Voynich El Yazması’nın gizemi tek bir sorudan oluşmuyor. Önümüzde aynı anda birkaç tarihsel problem bulunuyor: Kitabı kim yazdı? Hangi dil kullanıldı? Çizimler neyi gösteriyor? Metin bir şifre mi? Kitap hangi amaçla hazırlandı? Ve en önemlisi, 600 yıl boyunca anlaşılmadan nasıl varlığını sürdürdü?

Bugün Yale’de korunan bu kodeks, bu soruların bir bölümüne maddi ve tarihsel kanıtlarla yaklaşmamıza izin veriyor. Metnin kendisi ise hâlâ araştırmacıların karşısında, okunmayı bekleyen en büyük yazılı bilmecelerden biri olarak duruyor.