Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Muhteşem Süleyman’ın Ölümü Ardındaki Sır

Osmanlı tarihinin en önemli hükümdarlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman, 27 Nisan 1495 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi ise Hafsa Hatun’dur.

Osmanlı tarihinin en önemli hükümdarlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman, 27 Nisan 1495 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi ise Hafsa Hatun’dur. Osmanlı Devleti’nin en parlak dönemlerinden birine damga vuran Kanuni, yaklaşık 46 yıl süren hükümdarlığı boyunca hem askeri başarıları hem de devlet yönetimindeki adalet anlayışıyla adından söz ettirdi.

 

Çocukluk yıllarından itibaren özenli bir eğitim alan Şehzade Süleyman, ilk derslerini annesi Hafsa Hatun ve babaannesi Gülbahar Hatun’dan aldı. Daha sonra İstanbul’a gönderilerek dönemin önemli hocalarından tarih, edebiyat, din ve savaş sanatları eğitimi gördü. Henüz genç yaşlarda sancak beyliği görevlerine atanarak devlet yönetimi konusunda tecrübe kazandı.

 

Babası Yavuz Sultan Selim’in 1520 yılında vefat etmesinin ardından, 25 yaşındayken Osmanlı tahtına çıktı. Tahta geçiş süreci herhangi bir kardeş mücadelesi yaşanmadan gerçekleşti. Avrupa’da birçok kişi genç hükümdarı tecrübesiz görse de Kanuni kısa sürede bunun tam tersini kanıtladı.

 

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Devleti sınırlarını genişletti, Avrupa, Asya ve Afrika’da büyük bir güç haline geldi. Bu nedenle onun dönemi, Osmanlı’nın siyasi ve askeri açıdan zirveye ulaştığı dönem olarak kabul edilir.

Neden “Kanuni” Olarak Anıldı?

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Kanuni” unvanını almasının sebebi yeni kanunlar çıkarması değil, mevcut kanunları düzenleyip sistemli hale getirmesidir. Devlet düzeninin korunmasına büyük önem veren padişah, adalet anlayışıyla da öne çıktı. Haksızlığa uğrayan halkın şikayetlerini dikkate aldığı ve yöneticileri gerektiğinde görevden aldığı birçok kaynakta yer almaktadır.

Şair Bir Padişah

Kanuni Sultan Süleyman yalnızca bir hükümdar ve komutan değil, aynı zamanda güçlü bir şairdi. Şiirlerinde “Muhibbi” mahlasını kullandı ve yüzlerce eser kaleme aldı. En bilinen dizelerinden biri şöyledir:

 

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

 

Bu dizeler, Kanuni’nin dünya nimetlerinden çok sağlık ve huzuru önemsediğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

 

Kanuni’nin vefatına giden yol Zigetvar Kuşatması

 

Macaristan’daki Zigetvar Kuşatması’nın son günlerine girilirken Kanuni Sultan Süleyman’ın rahatsızlığı iyice artmıştı. 6-7 Eylül 1566 gecesi, şehrin düştüğünü göremeden hayatını kaybetti. Yanında Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve Hekimbaşı Kaysunizade Bedrüddin Mehmet Çelebi bulunuyordu. Son anlarında “Bu ocağı yanan kale daha alınmadı mı?” dediği rivayet edilir. 72 yaşındaydı.

 

Böylece 45 yıl, 11 ay, 7 gün süren uzun saltanatı sona ermiş oldu. Osmanlı padişahları içinde en uzun süre tahtta kalan Kanuni, ömrünün önemli bir bölümünü seferlerde geçirmiş ve sefer sırasında vefat eden sayılı padişahlardan biri olmuştu.

 

Ancak ölüm haberi hemen duyurulmadı. Sokullu Mehmet Paşa, orduda panik oluşmaması için durumu büyük bir gizlilikle yönetti. Dönemin kaynaklarına göre, haber önce yakın çevreyle paylaşıldı ve ardından ordunun kontrol altında tutulması için plan yapıldı. Geçici düzenlemelerle padişahın ölümü gizli tutuldu ve orduya “hâlâ hayattaymış gibi” bir izlenim verildi.

 

Bu süreçte Zigetvar’daki kale tamamen Osmanlı kontrolüne geçti. Kuşatmanın ardından bölgedeki düzenin sağlanması için Sokullu Mehmet Paşa idareyi sürdürdü ve yeni padişahın gelişi beklenmeye başlandı.

 

Osmanlı tahtının yeni sahibi olacak Şehzade Selim’e haber ulaştırıldıktan sonra İstanbul’a davet edildi ve kısa süre içinde tahta geçti. Ordu ve devlet erkânı, geçiş sürecini kontrollü bir şekilde yöneterek herhangi bir karışıklığın önüne geçti.

 

Kanuni’nin naaşı da bu süreçte geçici olarak korunarak daha sonra devlet töreniyle defnedilmek üzere hazırlanmıştı.

 

Belgrad’a doğru ilerlenirken Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, padişahın naaşını ordudan ayırarak güvenli bir şekilde koruma altına aldı. Yanına muhafızlar ve hafızlar görevlendirildi, Kur’an okunması sağlandı.

 

Bir süre sonra Kanuni’nin vefat ettiği artık ordu içinde de bilinir hale gelmişti. Bu haber yayılınca asker arasında kısa süreli bir duraksama ve belirsizlik yaşandı. Düzenin bozulma ihtimali ortaya çıkınca Sokullu Mehmet Paşa hızlı bir şekilde devreye girdi.

 

Askeri sakinleştirmek için Kanuni’nin uzun yıllar boyunca yaptığı seferleri ve devlete olan katkılarını hatırlattı. Ayrıca yeni padişah Şehzade Selim’in Belgrad’da olduğunu ve düzenin devam edeceğini belirtti.

 

Ordunun moralini toparlamak için cülus bahşişi ve maaş artışı vaadinde bulunulması da etkili oldu. Bu adımlar sayesinde asker yeniden toparlandı ve ordu yoluna devam etti.

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar’da vefatının ardından iç organlarının ayrı bir yere gömüldüğü biliniyor. Dönemin uygulamalarına göre, uzun seferlerde vefat eden padişahların iç organları bulunduğu yere defnedilirken, naaşları daha sonra İstanbul’a götürülüyordu. Kanuni için de benzer bir uygulama yapıldığı kabul ediliyor.

 

Osmanlı kaynaklarına göre, iç organlarının gömüldüğü noktada daha sonra oğlu II. Selim tarafından bir türbe yaptırıldığı ifade ediliyor. Ancak Osmanlı’nın bölgeden çekilmesinin ardından bu yapı zamanla yıkılmış ve yerinin tam olarak neresi olduğu tartışmalı hale gelmişti.

 

Bazı araştırmalarda, Zigetvar yakınlarında “Turbek” olarak bilinen bölgede bir türbe ve daha sonra bir kilise bulunduğu belirtiliyor. Bu alanın uzun yıllar boyunca ziyaret edilen bir yer olduğu, hatta halk arasında “Türk Kilisesi” olarak anıldığı da aktarılıyor. Ancak zaman içinde yapı bakımsız kalmış ve farklı dönemlerde farklı amaçlarla kullanılmış.

 

2013 yılında bazı haberlerde bu bölgeyle ilgili yeni bir keşif yapılmış gibi haberler çıksa da, aslında bu alanın tarihsel kaynaklarda zaten bilinen bir yer olduğu ifade ediliyor. Osmanlı tarihçileri arasında bu bölgenin Kanuni’nin iç organlarının defnedildiği yer olduğu yönünde görüş yaygın.

 

Öte yandan Macar tarihçiler farklı bir görüşe sahip. Onlara göre Kanuni’nin organlarının bulunduğu yerin Turbek’teki kilise değil, başka bir tepe olduğu düşünülüyor. Bu nedenle kesin yer konusunda bugün hâlâ net bir uzlaşma bulunmuyor.

 

1994 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğumunun 500. yılı anısına Türkiye Cumhuriyeti’nin girişimleri ve desteğiyle Zigetvar Kuşatması’nın gerçekleştiği bölgeye anlamlı bir anıt alanı kazandırılmıştır. Padişahın otağının kurulduğu kabul edilen Similehov Tepesi üzerine Macar-Türk Dostluk Parkı yapılmıştır.

 

Bu parkta, Türk sanatçı Metin Yurdanur tarafından hazırlanan Kanuni Sultan Süleyman ve Zigetvar savunmasının önemli isimlerinden Nikola Zrinski’nin büstleri yan yana yerleştirilmiştir. Böylece hem Osmanlı hem de Macar tarihindeki bu kritik karşılaşma, iki millet arasında dostluk ve ortak tarih bilinci vurgulanarak sembolleştirilmiştir.


Tarihçi İlber Ortaylı, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1566 yılındaki Zigetvar Kuşatması sırasındaki vefatını, devletin bekası için uygulanan çok kritik bir stratejik hamle olarak yorumlamaktadır. Ortaylı, Padişah’ın ölümünün yeniçeriler arasında yaratacağı moral bozukluğunu ve iç karışıklık tehlikesini önlemek için cesedin iç organlarının çıkarılıp otağın olduğu yere gömüldüğünü, naaşın ise tahnit edilerek İstanbul’a getirildiğini belirtmiştir. Bu süreç büyük bir gizlilik için de yürütülmüştür.

Reklamı Geç
interstatik reklam