Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Kur Korumalı Mevduat Nedir? Türkiye’de KKM’nin Tarihi, Etkileri ve Sonuçları

Kur Korumalı Mevduat’ın Türkiye’deki geçmişi, çalışma sistemi, ekonomiye etkileri, maliyeti ve 2026’da sona eren tasfiye süreci ele alınıyor.

Kur Korumalı Mevduat Nedir? Türkiye’de KKM’nin Tarihi, Etkileri ve Sonuçları

Kur Korumalı Mevduat (KKM), Türk lirası mevduatlarını döviz kurundaki yükselişe karşı korumak ve tasarruf sahiplerinin dövize yönelmesini azaltmak amacıyla Aralık 2021’de uygulamaya alınan bir finansal politika aracıydı. Sistemde TL mevduatın faiz getirisi ile aynı dönemdeki döviz kuru değişimi karşılaştırılıyor, kur artışından kaynaklanan fark belirli koşullarda kamu tarafından karşılanıyordu.

KKM’nin temel amacı, yüksek kur hareketlerinin yaşandığı bir dönemde TL’ye olan talebi korumak, döviz talebini azaltmak ve bankacılık sistemindeki mevduatın para birimi dağılımını değiştirmekti.

Uygulama yaklaşık beş yıl boyunca Türkiye ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri oldu. 2023’te 140 milyar doların üzerine çıkan KKM bakiyesi, sonraki dönemde uygulanan politikalarla hızla küçültüldü. 23 Ağustos 2025’te yeni KKM hesabı açılması ve mevcut hesapların yenilenmesi sona erdirildi. Bankacılık sisteminde kalan son bakiye ise Ağustos 2026’da sıfırlandı.

KKM’nin Türkiye’deki hikâyesi 2021’de ortaya çıkmış olsa da kur değişimine karşı mevduat sahibini korumaya yönelik uygulamaların geçmişi daha eskiye uzanıyor. Türkiye, 1960’ların sonundan itibaren Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) adı verilen bir sistem de uygulamıştı.

Türkiye’de Kur Garantili Mevduatın Geçmişi 

Türkiye’deki KKM deneyimini anlamak için 1960’ların sonunda başlayan DÇM uygulamasına bakmak gerekiyor. İki sistem aynı ekonomik koşullarda uygulanmadı ve teknik ayrıntıları farklıydı. Buna rağmen ikisinde de kur hareketlerinin tasarruf sahibi üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik bir mekanizma bulunuyordu.

Dövize Çevrilebilir Mevduat 1967’de Başladı 

Dövize Çevrilebilir Mevduat, 1967-1979 döneminde uygulandı. Sistemin önemli amaçlarından biri yurtdışındaki Türk vatandaşlarının tasarruflarını Türkiye’ye çekmek ve ülkenin döviz kaynaklarını artırmaktı.

DÇM hesaplarında döviz kuru önemli bir unsurdu. Mevduat sahiplerinin döviz karşısındaki alacakları korunurken Türkiye’deki bankalar bu kaynakları kredi ve diğer finansman faaliyetlerinde kullanabiliyordu.

TCMB’nin 1975 Faaliyet Raporu, o yıl yapılan mevzuat değişikliklerinin ardından DÇM kaynaklarının hızla arttığını ve 1975 sonunda yaklaşık 15 milyar liraya ulaştığını belirtiyor. Aynı rapora göre DÇM yoluyla bankacılık sistemine giren kaynakların önemli bölümü kredi olarak ekonomiye aktarılmıştı.

DÇM 1970’lerde Büyük Bir Yük Oluşturdu 

DÇM’nin büyümesi Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılamaya yardımcı oldu fakat kur garantisi nedeniyle ilerleyen yıllarda kamu açısından önemli bir yük ortaya çıktı.

TCMB’nin 1979 Faaliyet Raporu, 1977’den itibaren Merkez Bankasının DÇM nedeniyle net borçlu konuma geldiğini ve Kasım 1979’da borç ve alacakların eşitlendiğini belirtiyor. Raporda bu gelişmenin temel nedeninin DÇM uygulaması olduğu açıkça ifade ediliyor.

DÇM 1979’da sona erdi. Sistemdeki yükümlülüklerin önemli bölümü sonraki yıllara taşındı. Böylece Türkiye’nin ekonomi tarihinde kur garantisi içeren bir mevduat modelinin uzun vadeli sonuçları konusunda önemli bir deneyim oluştu.

Bu tarihsel arka plan, 2021’de KKM ortaya çıktığında Türkiye’nin benzer bir mekanizmayla ikinci kez karşılaşmasını daha anlaşılır hâle getiriyor.

2021’de KKM’nin Ortaya Çıkışı 

2021 yılında Türkiye ekonomisinde yüksek enflasyon ve hızlı kur hareketleri birlikte yaşanıyordu. Yılın son aylarında Türk lirasındaki değer kaybı hızlandı ve döviz talebi ekonomi yönetiminin temel sorunlarından biri hâline geldi.

TCMB verilerine göre tüketici enflasyonu Aralık 2021’de yüzde 36,08’e ulaştı. Aynı dönemde döviz kuru da hızlı biçimde yükseldi.

20 Aralık 2021’de dolar/TL kuru 18 seviyesinin üzerine çıktı. Bu hareket TL mevduatta kalan tasarrufların döviz karşısındaki değer kaybını hızlandırırken dövize yönelimi de güçlendirdi.

KKM bu ortamda devreye alındı.

Kur Korumalı Mevduat 21 Aralık 2021’de Başladı 

KKM’nin ilk hukuki çerçevesi 21 Aralık 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan TCMB’nin 2021/14 sayılı tebliğiyle oluşturuldu. Tebliğin amacı, yurtiçinde yerleşik gerçek kişilerin döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonlarını TL vadeli mevduat ve katılma hesaplarına dönüştürmesi karşılığında sağlanacak desteğin esaslarını belirlemekti.

İlk uygulamada 20 Aralık 2021 itibarıyla mevcut olan ABD doları, euro ve İngiliz sterlini cinsinden hesapların TL’ye dönüştürülmesine imkan tanındı. Dönüşüm sonrasında bankalar 3, 6 veya 12 ay vadeli TL mevduat veya katılma hesabı açıyordu.

Daha sonraki düzenlemelerle sistemin kapsamı genişletildi ve altın hesaplarının da KKM kapsamında TL’ye dönüştürülmesi mümkün hâle geldi.

KKM’nin temel amacı TL’den kaçışı yavaşlatmaktı. Döviz almak isteyen tasarruf sahibine, parasını TL’de tutması karşılığında kur artışına karşı bir güvence sunuluyordu.

KKM Nasıl Çalışıyordu? 

KKM’nin çalışma mantığı temel olarak iki getirinin karşılaştırılmasına dayanıyordu: TL mevduat faizi ve döviz kurundaki değişim.

Örneğin 100 bin TL’nin KKM hesabına yatırıldığını düşünelim. Vade sonunda TL mevduat faizi yüzde 10, aynı dönemde ilgili döviz kurundaki artış yüzde 15 ise hesaplama kur değişimi üzerinden yapılıyordu. Mevduat sahibine faiz getirisi ile kur artışı arasındaki yüzde 5’lik fark da kur koruması kapsamında ödeniyordu.

Kur artışı yüzde 5’te kalır ve mevduat faizi yüzde 10 olursa tasarruf sahibi faiz getirisini alıyordu.

21 Aralık 2021 tarihli tebliğe göre vade sonu kuru dönüşüm kurundan yüksek olduğunda ve kur farkından hesaplanan tutar bankanın ödeyeceği faiz veya kâr payını aştığında, aradaki fark TCMB tarafından ilgili bankaya aktarılıyordu.

İlk uygulamada bu yapı mevcut döviz hesaplarını TL’ye dönüştürmeyi de içeriyordu. Böylece sistem iki hedefi aynı anda gerçekleştirmeye çalışıyordu: mevcut döviz mevduatını TL’ye çevirmek ve TL mevduatta kalan tasarruf sahibinin kur yükselişinden kaynaklanan kayıp endişesini azaltmak.

KKM Açıklandıktan Sonra Dolar Kuru Sert Geriledi 

KKM’nin açıklanmasının ardından finans piyasalarında çok güçlü bir hareket yaşandı.

20 Aralık 2021’de 18 TL seviyesinin üzerine çıkan dolar/TL kuru, KKM’nin duyurulmasının ardından hızla gerileyerek kısa süre içinde 11 TL civarına indi.

Bu hareketin arkasında KKM’nin yanı sıra Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin diğer adımları, piyasa beklentileri ve pozisyon değişimleri de bulunuyordu. KKM’nin önemli etkisi ise TL’de kalmanın döviz kuru karşısındaki riskini azaltmasıydı.

Tasarruf sahibi açısından döviz satın almadan kur artışından korunabilme imkanı ortaya çıktı. Bu durum döviz talebinin bir bölümünün TL mevduata yönelmesine yardımcı oldu.

İlk kur şokunun bastırılması kalıcı bir kur istikrarı sağlamadı. 2022 boyunca Türk lirası yeniden değer kaybetti ve KKM hesaplarının büyüklüğü giderek arttı.

KKM 2022-2023’te Çok Büyük Bir Mevduat Havuzuna Dönüştü 

KKM başlangıçta kur hareketlerini kontrol altına almak için kullanılan olağanüstü bir araçtı. 2022 boyunca kapsamı ve hacmi büyüdükçe bankacılık sisteminin önemli bir bölümünü etkileyen bir yapıya dönüştü.

TCMB, 2022 yılında KKM’yi liralaşma stratejisinin önemli araçlarından biri olarak kullandığını belirtiyor. Bu dönemde hedef, hanehalkı, şirketler ve bankaların bilançolarında TL’nin ağırlığını artırmaktı.

KKM’nin Zirve Noktası 2023’te Görüldü 

KKM’nin toplam büyüklüğü 2023 yazında zirveye ulaştı.

TCMB’nin daha sonraki değerlendirmesine göre KKM bakiyesi 2023 yılının ortasında 140 milyar doların üzerine çıktı. TCMB’nin 2025 çalışmasında da Ağustos 2023 itibarıyla bakiyenin yaklaşık 143 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Bu büyüklük KKM’yi geçici bir mevduat ürününden çok daha önemli bir finansal politika aracına dönüştürdü. Kur hareketleri artık tasarruf sahiplerinin tercihleri kadar kamu maliyesi ve Merkez Bankası bilançosu açısından da önem taşıyordu.

KKM’nin büyüklüğünün artması, kurda yaşanacak yeni bir yükselişin kamu tarafında daha büyük bir mali sonuç doğurabilme ihtimalini de artırıyordu.

KKM’nin Maliyeti ve Kamuya Yansıyan Risk 

KKM’nin en çok tartışılan yönlerinden biri kamu açısından oluşturduğu mali riskti.

Sistemin mantığında tasarruf sahibinin kur yükselişine karşı korunması bulunduğu için TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı arttıkça kamu tarafından karşılanması gereken fark da büyüyebiliyordu.

İlk uygulamada kur farkı desteğinin Hazine tarafından karşılandığı yapı kullanıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığının Aralık 2021’de yayımladığı uygulama esaslarında, kur farkı nedeniyle bankalara ödeme yapılması gerektiğinde Hazine tarafından karşılanacak kısmın TCMB aracılığıyla bankalara aktarılacağı belirtiliyordu.

Sonraki dönemde dövizden dönüşümlü KKM hesaplarında kur farkı ödemelerinin önemli bölümü TCMB üzerinden yürütüldü.

KKM’nin Maliyeti Neden Kurla Birlikte Büyüyordu? 

KKM’nin kamu açısından temel özelliği, yükümlülüğün önceden kesin bir rakam olarak belirlenmemesiydi. Vade sonunda oluşacak kur, faiz getirisi ve hesapların toplam büyüklüğü maliyet üzerinde birlikte etkili oluyordu.

Bu nedenle KKM’nin maliyeti kur hareketlerinden bağımsız düşünülemez. TL’nin hızlı değer kaybettiği dönemlerde kur farkı ödemeleri büyürken, TL’nin daha istikrarlı seyrettiği dönemlerde bu yük azalabiliyordu.

TCMB’nin 2023 Faaliyet Raporu, KKM kur farkı ödemeleri ve TL karşılığı döviz işlemlerinin 2023’ün ikinci yarısından itibaren bazı dönemlerde finansal sistemde TL likidite fazlası oluşturduğunu belirtiyor. Merkez Bankası bu likiditeyi çeşitli araçlarla sterilize etti.

Dolayısıyla KKM’nin mali etkisini değerlendirirken Hazine tarafından yapılan ödemeler, TCMB üzerinden gerçekleşen kur farkı ödemeleri ve oluşan likidite etkileri birlikte ele alınmalı.

2023’te KKM’den Çıkış Başladı 

2023 yılında ekonomi politikasında önemli bir değişim yaşandı. Yeni politika çerçevesinde KKM’nin büyütülmesi yerine TL mevduatın güçlendirilmesi ve KKM’nin kademeli olarak azaltılması hedeflendi.

TCMB’nin 2023 Faaliyet Raporu, Ağustos ayından itibaren TL’ye geçişi önceliklendiren ve teşvik eden hedeflerin uygulandığını belirtiyor. Bu politikaların ardından Ağustos-Aralık 2023 döneminde KKM bakiyesi yaklaşık 750 milyar TL azalırken TL mevduat 2 trilyon TL’nin üzerinde arttı. TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı yüzde 31’den yüzde 42’ye yükseldi.

KKM’den çıkış böylece tasarrufların bankacılık sistemi dışına çıkması yerine mevduatın para birimi ve ürün yapısının değiştirilmesi üzerinden yürütüldü.

KKM’nin Avantajları Kademeli Olarak Azaltıldı 

KKM’den çıkışı hızlandırmak için bir dizi makroihtiyati düzenleme uygulandı.

TCMB, KKM hesapları için zorunlu karşılık oranlarını artırdı. 21 Temmuz 2023’te KKM hesaplarına yüzde 15 zorunlu karşılık getirildi. 1 Eylül’den itibaren vade yapısına göre farklı oranlar uygulanmaya başlandı ve 27 Ekim’de bu oranlar artırıldı.

Aynı dönemde bankaların TL mevduat payını artırmasını teşvik eden düzenlemeler de kullanıldı. Böylece bankaların fonlama yapısında KKM yerine normal TL mevduatın ağırlığının artması hedeflendi.

Bu politika sonucunda KKM’nin payı gerilemeye başladı. TCMB’nin verilerine göre KKM’nin toplam mevduat içindeki payı Ağustos-Aralık 2023 arasında yüzde 26’dan yüzde 18’e indi.

2024 ve 2025’te KKM Tasfiye Süreci Hızlandı 

KKM’den çıkış 2024 boyunca sürdü. 2025 yılında ise tasfiye süreci daha belirgin hâle geldi.

Buradaki yaklaşım KKM’yi bir gecede kapatmak yerine mevcut hesapların vade yapısını kullanarak kontrollü bir geçiş sağlamaktı. Böylece çok büyük bir mevduat hacminin aynı anda dövize yönelmesinden kaynaklanabilecek yeni bir kur baskısının önüne geçilmesi hedeflendi.

2025’te KKM Hesaplarının Açılması Aşamalı Olarak Durduruldu 

TCMB’nin 2025 Faaliyet Raporu, KKM’den çıkış için yıl boyunca birkaç aşamalı adım atıldığını gösteriyor.

20 Ocak 2025 itibarıyla 6 ve 12 ay vadeli KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi sona erdirildi. 15 Şubat’ta tüzel kişilerin KKM hesaplarına ilişkin açma ve yenileme işlemleri durduruldu. 21 Haziran’da 6 aya kadar vadeli KKM hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranı yüzde 33’ten yüzde 40’a yükseltildi ve KKM için belirlenen asgari faiz oranı düşürüldü.

Bu adımlar KKM’nin yeni girişlerle büyümesini sınırlarken mevcut hesapların TL mevduata geçişini teşvik etti.

TCMB’nin Ağustos 2025 tarihli değerlendirmesine göre KKM bakiyesi, 2023 ortasında 140 milyar doların üzerine çıktıktan sonra 21 Ağustos 2025 itibarıyla 11 milyar dolara kadar geriledi.

Yeni KKM Hesapları 23 Ağustos 2025’te Sonlandırıldı 

KKM’nin tasfiyesindeki en önemli adım 23 Ağustos 2025’te atıldı.

TCMB bu tarihte KKM hesaplarının açılma ve yenilenme işlemlerinin, YUVAM hesapları hariç, sonlandırıldığını duyurdu. Daha önce açılmış hesapların vadeleri ise tamamlanana kadar devam etti. TCMB, bu hesapların vadeleri sona erdiğinde KKM’ye ilişkin ilgili tebliğlerin yürürlükten kaldırılacağını açıkladı.

Bu ayrım önemli. 23 Ağustos 2025, mevcut bütün KKM hesaplarının aynı gün kapatıldığı tarih değildi. Bu tarih, yeni hesap açma ve yenileme döneminin sona erdiği tarih oldu.

Bundan sonraki süreçte sistemde kalan para, yeni hesap girişleriyle yeniden büyüyemedi. Vadesi gelen hesaplar kapandıkça veya TL mevduata geçtikçe toplam KKM bakiyesi azalmaya devam etti.

KKM’nin Son Bakiyesi Ağustos 2026’da Sıfırlandı

23 Ağustos 2025’te yeni hesap açma ve yenileme işlemlerinin sona ermesinin ardından KKM’nin bankacılık sistemindeki bakiyesi yaklaşık bir yıl boyunca kademeli olarak küçülmeye devam etti.

2026 yılının başında sistemde hâlâ milyarlarca liralık bakiye bulunuyordu. Son aylarda ise gerileme milyonlarca lira seviyesine kadar indi.

BDDK’nın 21 Ağustos 2026 haftasına ilişkin verilerine göre bir önceki hafta 4 milyon TL olan KKM bakiyesi, son hafta 4 milyon TL daha azalarak sıfıra indi. Böylece KKM’nin bankacılık sistemi içindeki bakiyesi tamamen sona erdi.

Bu nedenle KKM’nin hikâyesinde iki ayrı son tarih bulunuyor:

  • 23 Ağustos 2025: Yeni KKM hesabı açılması ve mevcut hesapların yenilenmesi sona erdi.
  • 21 Ağustos 2026 haftası: Bankacılık sistemindeki son KKM bakiyesi sıfırlandı.

Yaklaşık beş yıllık uygulama böylece fiilen tamamlandı.

KKM Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiledi? 

KKM’nin sonuçlarını kısa vadeli ve uzun vadeli etkiler üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Kısa vadede sistem, Aralık 2021’deki sert kur hareketinin ardından TL mevduatta kalmayı daha cazip hâle getirdi. Döviz kurundaki yükselişe karşı güvence verilmesi, dövize yönelimin bir bölümünün TL mevduata dönmesine yardımcı oldu.

2022 ve 2023 döneminde ise KKM’nin hacmi çok büyüdü. Bu durum kur riskinin kamu tarafındaki önemini artırdı ve KKM’yi ekonomi politikasının merkezindeki araçlardan biri hâline getirdi.

2023’ten sonraki dönemde tablo tersine çevrildi. KKM küçültülürken TL mevduatın payı artırıldı. TCMB, KKM bakiyesindeki düşüşün TL mevduat payını yükselttiğini ve Merkez Bankası bilançosundaki riskleri azalttığını belirtiyor.

Sonuç olarak KKM’nin en önemli başarısı ve en önemli maliyeti aynı mekanizmanın iki farklı sonucu üzerinden ortaya çıktı: Sistem kısa vadede kur baskısını hafifletmeye yardımcı oldu, uzun süre yüksek hacimde kalması ise kur riskinin kamuya yansımasını artırdı.

DÇM ile KKM Arasındaki Benzerlik ve Farklar 

DÇM ile KKM’yi aynı sistem olarak değerlendirmek doğru olmaz. Aralarında yaklaşık yarım yüzyıl bulunuyor ve ekonomik amaçları da farklıydı.

DÇM’nin temel hedeflerinden biri yurtdışındaki Türk vatandaşlarının dövizlerini Türkiye’ye çekmekti. KKM ise 2021’de yurtiçindeki tasarruf sahiplerinin dövize yönelmesini azaltmak ve TL mevduatı korumak amacıyla kullanıldı.

Bununla birlikte iki uygulamada ortak bir özellik bulunuyor: Kur riski tasarruf sahibinin üzerinde tamamen bırakılmıyor ve kur hareketlerinin oluşturduğu mali yükün bir bölümü kamu tarafına taşınıyor.

DÇM’nin 1970’lerde büyüyerek Merkez Bankası bilançosunda önemli yükümlülükler oluşturması, Türkiye’nin bu modelle ilgili ilk büyük deneyimiydi. KKM ise çok farklı ekonomik koşullarda ortaya çıkan ikinci büyük örnek oldu.

Bu açıdan KKM, Türkiye’nin ekonomi tarihinde kur riskini tasarruf sahibinden kamu kesimine aktaran mekanizmaların yeni bir versiyonu olarak değerlendirilebilir.

Dünyada KKM Benzeri Uygulamalar Bulunuyor mu? 

Kur riskine karşı mevduat sahibini korumaya yönelik finansal ürünler dünya ekonomilerinde farklı biçimlerde kullanıldı. Türkiye’deki KKM’nin birebir aynısı yaygın bir uygulama değildi. Buna karşılık döviz cinsinden mevduat, dövize endeksli mevduat ve kur riskinden korunmaya yönelik finansal araçlar birçok ülkede görüldü.

Latin Amerika’da Döviz Mevduatları Yaygınlaştı 

Latin Amerika’da yüksek enflasyon ve para birimine duyulan güvensizlik, 1970’lerden itibaren finansal dolarizasyonu güçlendirdi. IMF çalışmalarına göre birçok ülkede hanehalkı ve şirketler tasarruflarını ABD doları cinsinden tutmaya başladı.

2009 sonunda Latin Amerika’nın birçok ülkesinde yabancı para mevduatlarının toplam banka mevduatına oranı yüzde 30’un üzerindeydi. IMF bu ölçümde yabancı para cinsinden mevduatların yanında yabancı paraya endeksli mevduatları da dikkate alıyor.

Bu ülkelerdeki model KKM ile aynı değildi. Çoğu durumda tasarruf sahibi doğrudan dolar veya başka bir yabancı para cinsinden mevduat tutuyordu. Bazı ülkelerde ise yerel para cinsinden finansal sözleşmeler yabancı para veya fiyat endeksleri üzerinden korunuyordu.

Peru ve Uruguay’da Dolarizasyonu Azaltma Politikaları Uygulandı 

Peru ve Uruguay gibi ülkelerde politika yapıcılar yabancı para mevduatlarının ağırlığını azaltmak için farklı araçlar kullandı.

IMF’nin Peru ve Uruguay üzerine çalışmasına göre yabancı para mevduatları için daha yüksek zorunlu karşılık oranları uygulanması, bankaların dolar cinsinden mevduat tutma maliyetini artırarak dolarizasyonu azaltmak için kullanılan araçlardan biri oldu. Peru bu yaklaşımın başarılı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Bu örneklerde kamu, KKM’deki gibi belirli bir kur artışını mevduat sahibine doğrudan ödeme yoluyla telafi etmiyordu. Amaç yabancı para mevduatını daha pahalı hâle getirerek yerel para kullanımını desteklemekti.

Türkiye’deki KKM’nin Özgün Tarafı Kamu Destekli Kur Korumasıydı 

Türkiye’deki KKM’yi farklılaştıran temel özellik, TL mevduatın korunması için kamu destekli bir kur farkı mekanizmasının kurulmasıydı.

Tasarruf sahibi TL’de kalıyor, vade sonunda TL faizi ile kur değişimi karşılaştırılıyor ve belirli koşullarda aradaki fark kamu tarafından karşılanıyordu.

Dünyada döviz mevduatları ve dövize endeksli finansal ürünler yaygın biçimde kullanılmış olsa da KKM’nin 2021’de Türkiye’de uygulandığı biçimiyle, çok büyük bir TL mevduat havuzunu kamu kaynaklı kur koruması altında tutan model oldukça özel bir örnek olarak ortaya çıktı.

Kur Korumalı Mevduatın Türkiye’deki Hikâyesi 

Kur Korumalı Mevduat, Aralık 2021’de hızlı kur kaybının yaşandığı bir dönemde TL’ye olan talebi korumak ve dövize yönelimi azaltmak amacıyla uygulamaya alındı.

İlk aşamada güçlü bir kur tepkisi yarattı ve TL mevduatı cazip hâle getirdi. Sonraki iki yılda sistem hızla büyüyerek 2023’te 140 milyar doların üzerine çıkan dev bir mevduat havuzuna dönüştü.

KKM’nin büyümesi kur riskinin kamu kesimindeki önemini artırdı. Bu nedenle 2023’ten itibaren politika yönü değişti ve sistem kademeli olarak küçültülmeye başlandı. Zorunlu karşılıklar, TL mevduat hedefleri, faiz düzenlemeleri ve hesap açma-yenileme koşulları kullanılarak KKM’den çıkış teşvik edildi.

23 Ağustos 2025’te yeni hesap açılması ve mevcut hesapların yenilenmesi sona erdirildi. Daha önce açılmış hesapların vadeleri tamamlandıkça KKM bakiyesi küçüldü. BDDK’nın 21 Ağustos 2026 haftasına ilişkin verilerinde kalan son 4 milyon TL’nin de sistemden çıkmasıyla bakiye sıfırlandı.

Türkiye’nin DÇM ve KKM deneyimleri birlikte değerlendirildiğinde ortak mesele açık biçimde görülüyor: Kur riski ortadan kalkmıyor; riskin kimin üzerinde tutulduğu değişiyor.

KKM bu nedenle Türkiye ekonomi tarihinde uzun vadeli bir mevduat ürünü olarak değil, belirli bir kur ve finansal istikrar döneminde kullanılan kapsamlı bir politika aracı olarak yerini aldı.