Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Yarasaların Ekosistemdeki Rolü ve Doğaya Katkıları

Yarasa dışlama deneyleri, yarasaların böcek popülasyonlarını ve bitki zararını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, tohum yayılımı ve tozlaşmadaki rollerini de inceliyor.

Yarasaların Ekosistemdeki Rolü ve Doğaya Katkıları

Yarasalar geceleri aktif oldukları için doğadaki etkilerinin önemli bir bölümü gözlerden uzakta gerçekleşir. Bir ormanda gündüz böceklerle beslenen kuşları görmek kolaydır; aynı ekosistemde gece boyunca avlanan yarasaların etkisini fark etmek ise çok daha zordur.

Özellikle böcekçil yarasaların avlanması, besin ağının başka basamaklarında ölçülebilen sonuçlar yaratabilir. Böceklerin yoğunluğu değiştiğinde bitkilerin gördüğü otçul zarar da değişebilir. Böylece gece gerçekleşen bir avlanma, gündüz yapraklarda görülen hasara kadar uzanan bir ekolojik ilişki oluşturur.

Yarasaların doğadaki rolü böcek avcılığıyla da sınırlı kalmaz. Meyveyle beslenen türler tohumların yayılmasına, nektarla beslenen türler bazı bitkilerin tozlaşmasına, mağaralarda biriken guano ise besin döngüsüne katkıda bulunur.

Bu rollerin tamamı bütün yarasa türleri için geçerli değildir. Yarasanın beslenme biçimi, yaşadığı habitat ve besin ağındaki konumu hangi ekolojik etkiyi oluşturacağını belirler.

Yarasaların Böcekler Üzerindeki Etkisi 

Böcekçil yarasaların ekosistemlerdeki rolünü anlamanın en güçlü yollarından biri, yarasaların bulunduğu ve bulunmadığı alanları karşılaştırmaktır. Ekologlar bunun için dışlama deneyi adı verilen yöntemlerden yararlanır.

Belirli bitkiler ağlarla çevrilerek yarasaların bu bitkilere ulaşması engellenir. Daha sonra böcek yoğunluğu, yapraklardaki zarar ve bazı deneylerde bitkinin gelişimi kontrol alanlarıyla karşılaştırılır.

Bu yöntem, “yarasalar çok sayıda böcek tüketiyor” bilgisinden daha ileri bir sonuç sağlar. Çünkü araştırmacılar yarasalar ortamdan çekildiğinde besin ağının başka bölümlerinde meydana gelen değişimleri de ölçebilir.

Araştırmaların İlk Dönemi 

Yarasaların ekolojik etkisini deneysel olarak araştırma süreci 2008 yılında başlamadı. Daha önce böcekçil kuşların ve diğer yırtıcıların eklembacaklılar üzerindeki etkisini inceleyen dışlama deneyleri yapılmıştı.

2003’te Panama’daki tropikal ormanda Sunshine A. Van Bael ve çalışma arkadaşlarının gerçekleştirdiği araştırma bunun önemli örneklerinden biriydi. Araştırmacılar ağaçların bazı dallarını kuşların ulaşamayacağı ağlarla kapattı ve bir yıl boyunca eklembacaklı yoğunluğu ile yaprak zararını izledi.

Çalışmanın sonucunda kuşların erişemediği taç dallarında eklembacaklı yoğunluğu ve yaprak zararı arttı. Araştırmacılar bu sonucu kuşların otçul eklembacaklılar üzerindeki avcılık baskısıyla ilişkilendirdi. O dönemde bazı böcekçil yarasaların da yapraklar üzerindeki eklembacaklıları avladığı biliniyordu ve etkileri yakındaki ormanlarda araştırılıyordu.

Bu araştırmaların önemli bir metodolojik sorunu vardı: Kuşları dışlamak için kullanılan ağlar geceleri de yerinde kaldığında yarasaların erişimi de engellenebiliyordu. Böylece ölçülen sonuçta kuşların ve yarasaların payını birbirinden ayırmak güçleşiyordu.

Meksika’daki kahve agroormanlarında 2000 yılının kasım ayında kurulan uzun süreli dışlama deneyi bu araştırma çizgisinin başka bir örneğiydi. Ağlı bölmelerde hem kuşların hem yarasaların kahve bitkilerine ulaşması engellendi ve sonuçlar açıkta bırakılan kontrol bitkileriyle karşılaştırıldı. 2021’de bu deneyin uzun dönemli verilerini değerlendiren Schmitt ve arkadaşları, kuş ve yarasaların birlikte bulunduğu sistemin otçullar ve örümcekler üzerindeki etkilerini inceledi.

Dolayısıyla araştırmacıların önündeki temel soru zamanla değişti: Böcekçil uçan avcıların etkisi var mı sorusunun ardından, bu etkinin ne kadarı yarasalardan kaynaklanıyor sorusu öne çıktı.

2008’de Yarasa Etkisi Ayrıştırıldı 

2008 yılında yayımlanan iki Science araştırması bu soruya daha doğrudan yanıt verdi.

Kimberly Williams-Guillén, Ivette Perfecto ve John Vandermeer’in Meksika’daki kahve sisteminde gerçekleştirdiği deneyde kuşların ve yarasaların etkileri ayrı ayrı ölçüldü. Kurak mevsimde kuşlar eklembacaklı yoğunluğunu yüzde 30 azaltırken kuşlar ve yarasalar birlikte yüzde 46’lık bir azalma sağladı. Yağışlı mevsimde yarasaların etkisi yüzde 84’e ulaşırken kuşların etkisi yüzde 58 olarak ölçüldü. Araştırmacılar, önceki “kuş dışlama” deneylerinin yarasaların etkisini olduğundan düşük göstermiş olabileceğini belirtti.

Aynı yıl Margareta B. Kalka, Adam R. Smith ve Elisabeth K. V. Kalko’nun Panama’daki tropikal ormanda gerçekleştirdiği deney ise yarasaların doğal bir orman ekosistemindeki etkisini doğrudan ölçtü.

Araştırmacılar kuşların ve yarasaların erişimini ayrı ayrı engelledikleri bitkileri kontrol bitkileriyle karşılaştırdı. Yarasa dışlanan bitkilerde eklembacaklıların miktarı kontrol bitkilerine göre yüzde 153 daha fazlaydı. Otçul canlıların neden olduğu yaprak zararı ise yüzde 209 daha yüksek çıktı.

Çalışmanın ortaya koyduğu ilişki şöyle özetlenebilir:

Yarasa azalması → daha fazla eklembacaklı → daha fazla bitki zararı.

Ekolojide bir besin ağının üst basamağındaki değişikliğin daha aşağıdaki basamaklara yayılması trofik kaskad olarak adlandırılır. Panama çalışmasının önemi de burada ortaya çıkıyordu: Yarasaların etkisi, tükettikleri böceklerin sayısıyla sınırlı kalmıyor; bitkilerin gördüğü zarar üzerinden daha aşağı bir beslenme düzeyine kadar uzanıyordu.

Ormanlarda Yarasa Etkisinin Gelişen Kanıtları 

2008’deki çalışmalar yarasaların eklembacaklı toplulukları üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdi. Sonraki araştırmalar ise aynı ilişkinin farklı ormanlarda, farklı iklimlerde ve farklı besin ağlarında ne ölçüde ortaya çıktığını incelemeye başladı.

Bu çalışmaların hepsi aynı sonucu aynı büyüklükte vermedi. Bu durum da önemli; çünkü ekosistemlerde bir avcının etkisi, bulunduğu besin ağına ve diğer türlerle kurduğu ilişkilere bağlı olarak değişebilir.

Ilıman Ormanlarda Meşe Deneyleri 

2011’de Stefan M. Böhm, Kevin Wells ve Elisabeth K. V. Kalko tarafından Almanya’da gerçekleştirilen araştırmada genç ve olgun saplı meşelerin (Quercus robur) taçlarında kuş ve yarasaların erişimi ağlarla sınırlandırıldı.

Araştırmacılar bitkilerdeki yaprak zararını büyüme dönemi boyunca izledi. Kuşların ve yarasaların dışlandığı alanlarda eklembacaklıların neden olduğu yaprak zararının arttığı görüldü. Etkinin büyüklüğü çalışma alanlarına göre değişti; genç ağaçlarda da olgun ağaçlara göre daha belirgin sonuçlar ortaya çıktı.

Bu deney yarasa etkisini tek başına ayırmadığı için Panama çalışmasıyla aynı türden bir kanıt sunmuyordu. Buna rağmen böcekçil uçan omurgalıların farklı bir iklim kuşağındaki ormanlarda da otçul baskıyla ilişkili olduğunu gösteren önemli araştırmalardan biri oldu.

Tropikal Orman Restorasyonlarında Besin Ağı 

2012’de Morrison ve Lindell’in tropikal orman restorasyon alanlarında gerçekleştirdiği araştırma, kuş ve yarasaların böcek biyokütlesi ile yaprak zararına etkisini farklı dikim düzenlerinde inceledi.

Bu tür çalışmaların önemi, doğal orman ile insan müdahalesi görmüş alan arasındaki geçişte yarasa ve kuşların besin ağındaki yerini göstermesidir. Araştırmalar ilerledikçe yarasaların etkisinin tek bir av–avcı ilişkisinden ibaret olmadığı, örümcekler ve diğer eklembacaklı avcıları gibi canlıların da sisteme dahil olduğu görülmeye başladı.

Üç Yıllık Yarasa Dışlama Deneyi 

Daha doğrudan bir sonuç Elizabeth A. Beilke ve Joy M. O’Keefe’nin ABD’nin Indiana eyaletindeki Yellowwood State Forest’ta gerçekleştirdiği araştırmadan geldi.

Ecology dergisinde 2023’te yayımlanan çalışmada araştırmacılar 2018, 2019 ve 2020 yazlarında 20 büyük orman alanından yarasaları dışladı. Alanlar gündüz açılarak kuşların girişine izin verildi, akşamları kapatılarak yarasaların girişine engel olundu. Böylece yarasa etkisi kuşların etkisinden daha net biçimde ayrıldı.

Sonuçlar dikkat çekiciydi. Yarasa dışlanan alanlarda fidanlar üzerindeki böcek yoğunluğu kontrol alanlarının yaklaşık üç katına çıktı. Fidanların yaprak kaybı da yaklaşık beş kat arttı.

Meşe fidanlarında yaprak kaybı yarasa dışlanan alanlarda yüzde 16,3, kontrol alanlarında yüzde 1,8 olarak ölçüldü. Hickory olarak adlandırılan Carya cinsinde ise bu değerler yüzde 11,6 ve yüzde 4,1 oldu.

Bu sonuç, tropikal ormanlarda ortaya çıkan ilişkinin ılıman ormanlarda da görülebileceğine dair güçlü bir deneysel kanıt sağladı. Aynı zamanda yarasaların ormandaki rolünün böcekleri tüketmekten bitki topluluklarının gördüğü zarara kadar uzanabileceğini gösterdi.

Yarasa Etkisi Her Ekosistemde Aynı Olmuyor 

Araştırmalar çoğunlukla böcekçil yarasaların avlanmasının böcek yoğunluğunu ve bazı bitkilerdeki otçul zararı azaltabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte bu ilişkinin büyüklüğü her ekosistemde aynı değil.

Bunun temel nedenlerinden biri besin ağlarının karmaşık yapısı. Bir avcının ortadan kalkması, yalnızca avının çoğalmasına yol açmayabilir; başka yırtıcıların sayısı veya davranışı da değişebilir.

Batı Afrika’daki Pirinç Deneyi 

2024’te Gine-Bissau’da gerçekleştirilen bir araştırma bu karmaşıklığı açık biçimde gösterdi.

Araştırmacılar altı aylık bir pirinç üretim dönemi boyunca kuş ve yarasaların girebildiği kontrol alanlarını, iki grubun da dışlandığı alanlarla karşılaştırdı. Kuş ve yarasaların dışlandığı alanlarda eklembacaklı sayısı yaklaşık iki katına çıktı. Fakat yaprak ve tane zararında belirgin bir fark görülmedi; verimde de ölçülebilir bir değişiklik saptanmadı.

Araştırmacılar bu durumu büyük ölçüde örümceklerdeki değişimle ilişkilendirdi. Kuş ve yarasalar dışlandığında örümcek sayısının artması, bazı zararlı eklembacaklılar üzerindeki avcılık baskısını başka bir yoldan sürdürebilmişti. Çalışma böylece basit bir “yarasa azalırsa böcek artar, bitki daha çok zarar görür” zincirinin her ekosistemde aynı biçimde işlemediğini gösterdi.

Bu tür sonuçlar yarasaların ekolojik etkisini küçültmekten çok, bu etkinin besin ağının tamamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Yarasaların Doğadaki Diğer Rolleri 

Böcekçil yarasaların avcılığı, yarasaların ekosistemlerdeki rollerinden yalnızca biridir. Farklı beslenme biçimleri farklı ekolojik bağlantılar oluşturur.

2021’de yayımlanan Bats and their vital ecosystem services: a global review başlıklı çalışma, son yirmi yıldaki 283 araştırmayı bir araya getirerek bu rollerin kapsamını ortaya koydu. Derlemede böcek zararlılarının kontrolünü inceleyen 78, diğer eklembacaklıların baskılanmasını inceleyen 80, tohum yayılmasını inceleyen 71 ve bitki tozlaşmasını inceleyen 30 çalışma değerlendirildi. Araştırmacılar toplamda ekosistem hizmetleriyle ilişkilendirilen 409 yarasa türü, yarasaların tükettiği 752 böcek türü ve yarasalar tarafından tohumları yayılan veya tozlaştırılan 549 bitki türü belirledi.

Bu geniş veri seti, yarasaların doğadaki rollerinin tek bir beslenme biçimine indirgenemeyeceğini gösteriyor.

Meyveyle Beslenen Yarasalar 

Meyve yiyen yarasalar, bitkilerin tohumlarını ana bitkiden uzaklaştırabilir. Uçuş sırasında farklı bölgelere taşınan tohumlar uygun koşullara ulaştığında yeni bitkilerin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

Bu ilişki özellikle tropikal ormanlarda önem taşır. Bazı bitkilerin meyveleri yarasaların beslenmesine uygun biçimde evrimleşmiştir; yarasalar da bu bitkilerin tohumlarını farklı alanlara taşıyarak bitki toplulukları arasındaki bağlantıya katılır.

2021 tarihli küresel derlemede yarasaların tohum yayılmasıyla ilgili 60 çalışma yerli veya endemik bitkileri, 11 çalışma ise yayılış alanı dışındaki bitkileri ele alıyordu.

Nektarla Beslenen Yarasalar 

Nektarla beslenen yarasalar ise çiçekleri ziyaret ederken polen taşıyabilir. Bir çiçekten alınan polenin başka bir çiçeğe ulaşması, bazı bitkilerin üreme sürecinde önemli bir bağlantı oluşturur.

Küresel derlemede yarasaların yerli veya endemik bitkilerin tozlaşmasıyla ilgili 29 çalışma bulundu. Bu nedenle tozlaşma, böcekçil yarasaların avcılığından farklı bir ekolojik hizmet olarak değerlendirilir.

Guano ve Besin Döngüsü 

Yarasaların mağaralarda ve koloni alanlarında bıraktığı guano da ayrı bir ekolojik bağlantı oluşturur. Guano, çeşitli besin maddelerini yoğunlaştırarak mağara ortamındaki mikroorganizmalar ve omurgasızlar için kaynak sağlayabilir.

Böylece yarasalar yaşadıkları alanlardaki madde döngüsüne de katılır. 2021 tarihli küresel derlemede guanonun gübre olarak kullanımını inceleyen 24 çalışma belirlendi.

Yarasaların Ekosistemdeki Yeri 

Yarasaların doğadaki katkısını tek bir örnek üzerinden açıklamak mümkün değil. Böcekçil türlerde avcılık, böcek yoğunluğu ile bitkiler arasındaki ilişkiyi etkileyebilir. Meyveyle beslenenlerde tohum taşınması, nektarla beslenenlerde tozlaşma, mağara kolonilerinde ise besin maddelerinin taşınması öne çıkar.

Böcekçil yarasalar açısından deneysel kanıtların gelişimi de dikkat çekici bir araştırma hikâyesi sunuyor. İlk dönemlerde kuşlar ve yarasalar birlikte dışlanıyor, dolayısıyla iki grubun etkileri birbirinden tam olarak ayrılamıyordu. 2008’de Meksika ve Panama’daki deneylerle yarasa etkisi daha net biçimde ayrıştırıldı. Daha sonraki çalışmalar farklı ormanlarda bu ilişkinin kapsamını araştırdı. Indiana’daki üç yıllık deney ise doğal bir ılıman ormanda yarasa dışlamasının hem böcek yoğunluğunu hem de yaprak kaybını artırdığını gösterdi.

Aynı zamanda 2024’teki Batı Afrika araştırması, ekosistemin başka avcılarının devreye girmesiyle bu etkinin farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğini gösterdi. Bu nedenle yarasaların ekolojik rolünü değerlendirirken tek bir türü, tek bir böcek grubunu veya tek bir deney sonucunu bütün doğaya genellemek yerine besin ağının tamamına bakmak gerekiyor.

Bugünkü araştırmaların ortaya koyduğu tablo şu: Yarasalar gece boyunca avlanırken, beslenirken ve hareket ederken ekosistemlerin başka bölümlerinde ölçülebilen değişiklikler oluşturuyor. Böcekçil türlerin avcılığı bazı ormanlarda otçul baskıyı azaltabiliyor; meyve yiyen türler tohumların yayılmasına, nektarla beslenen türler tozlaşmaya, guano ise besin döngüsüne katkıda bulunabiliyor.

Yarasaların doğadaki görünmeyen katkısı da burada ortaya çıkıyor. Geceleri gerçekleşen bu hareketlilik, ertesi gün yapraklarda, bitki topluluklarında, böcek yoğunluğunda ve daha geniş besin ağlarında iz bırakabiliyor.