Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Olmak ya da Olmamak: Shakespeare’in Hamlet’te Kurduğu Büyük İkilem

Hamlet’in “Olmak ya da olmamak” monoloğunun sahnedeki bağlamını, yaşam ve ölüm düşüncelerini, “that is the question” ifadesinin çevirisini ve farklı yorumları ele alıyoruz.

Olmak ya da Olmamak: Shakespeare’in Hamlet’te Kurduğu Büyük İkilem

“Olmak ya da olmamak” (To be, or not to be), Shakespeare’in Hamlet oyunundaki en tanınmış sözlerden biridir. Hamlet bu cümleyi oyunun üçüncü perdesinde, hayatın sıkıntıları, ölüm ve ölümden sonra ne olduğu üzerine düşünürken söyler. Cümlenin bugün kazandığı anlamı anlayabilmek için önce Hamlet’in kim olduğunu ve bu sözleri hangi olayların ardından söylediğini bilmek gerekir.

Hamlet Oyunu ve Prens Hamlet

Hamlet, William Shakespeare’in Danimarka prensi Hamlet’i merkeze alan trajedisidir. Oyunun hikâyesinde Hamlet, babasının ölümünün ardından sarayda yaşanan gelişmelerle karşı karşıya kalır. Babasının ölümünden kısa süre sonra annesi Gertrude’un Claudius ile evlenmesi ve Claudius’un tahta geçmesi, Hamlet’in hayatındaki önemli değişikliklerden biridir.

Oyunun başlarında Hamlet’in babasının hayaleti ortaya çıkar. Hayalet, eski kralın kardeşi Claudius tarafından öldürüldüğünü söyler. Hamlet bunun üzerine babasının ölümünün gerçek nedenini araştırmaya ve Claudius’un suçlu olup olmadığını anlamaya çalışır.

Shakespeare’in oyununun erken basımları arasında önemli metin farklılıkları bulunur. Folger Shakespeare Library’nin aktardığı metin tarihine göre Hamlet ilk kez 1603’te bir quarto baskısında yayımlanmış, 1604 tarihli İkinci Quarto ve 1623 tarihli First Folio ise oyunun bugün kullanılan metinlerinin temel kaynakları arasında yer almıştır. Folger’ın modern metni bu erken baskıları karşılaştırarak hazırlanmıştır.

“Olmak ya da olmamak” konuşması da bu metin tarihinin ilginç ayrıntılarından biridir. Folger Shakespeare Library, 1603 tarihli ilk quarto baskısında bu konuşmanın farklı bir yerde bulunduğunu ve metnin sonraki baskılardan önemli ölçüde ayrıldığını belirtir. Modern baskılarda ise konuşma, Hamlet’in üçüncü perde birinci sahnesindeki konumuyla okunur.

Hamlet’i Olmak ya da Olmamak Noktasına Getiren Süreç 

Hamlet’in meşhur konuşmasına gelene kadar yaşadığı olayların tamamını bilmek gerekmez. Bu sahneyi anlamak için babasının ölümü, hayaletin verdiği bilgi, Claudius hakkındaki şüpheleri ve içinde bulunduğu saray ortamı yeterli bir arka plan oluşturur.

Babasının Ölümü ve Hayaletin Söyledikleri 

Hamlet babasının ölümünün ardından yas tutmaktadır. Babasının hayaleti ona göründüğünde, eski kralın Claudius tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Hayalet ayrıca Hamlet’ten bu cinayetin intikamını almasını ister.

Hamlet, duyduklarını hemen doğru kabul etmez. Claudius’un gerçekten suçlu olup olmadığını anlamaya çalışır. Bu nedenle bir süre boyunca çevresindeki insanlara karşı dikkatli davranır ve kendi niyetini gizler.

Claudius’un Suçluluğunun Sınanması 

Hamlet, saraya gelen tiyatro oyuncularından yararlanarak Claudius’un tepkisini ölçmeye karar verir. Babasının öldürülmesine benzeyen bir sahnenin oynanmasını sağlar.

Oyun sırasında Claudius’un verdiği tepki Hamlet’in şüphelerini güçlendirir. Böylece Hamlet’in önündeki intikam meselesi daha belirgin hâle gelir.

Bu süreçte Hamlet’in çevresindeki insanlar da onun davranışlarını anlamaya çalışır. Claudius, Rosencrantz ve Guildenstern’i Hamlet’in durumunu öğrenmeleri için kullanır. Polonius ise Hamlet’in davranışlarının nedenini Ophelia ile olan ilişkisine bağlar.

Üçüncü Perdeye Gelindiğinde 

“Olmak ya da olmamak” konuşması üçüncü perdenin birinci sahnesindedir. Folger Shakespeare Library’nin sahne özetine göre Claudius ve Polonius, Hamlet ile Ophelia’nın görüşmesini gizlice izlemek için yerlerini alır. Hamlet sahneye girmeden hemen önce ikisi geri çekilir.

Hamlet ardından sahneye gelir ve konuşmasına başlar:

To be or not to be—that is the question.

Böylece oyunun en tanınmış monoloğu başlar.

Hamlet’in Meşhur Monoloğu

Hamlet’in meşhur monoloğu, üçüncü perdenin birinci sahnesinde başlar. Hamlet sahneye gelir ve ilk olarak şu sözleri söyler:

To be, or not to be—that is the question.

Ardından insanın hayat boyunca karşılaştığı sıkıntıları ve bu sıkıntılara katlanmayı düşünür. Talihin darbelerinden, haksızlıklardan, aşağılanmalardan, karşılıksız sevgiden ve adaletin gecikmesinden söz eder. Sonra bu sıkıntılara karşı koyma ihtimalini ele alır.

Buradan itibaren Hamlet’in düşüncesi yaşamdan ölüme doğru ilerler.

Yaşamın Sıkıntılarına Katlanmak

Hamlet, insanın hayat boyunca karşılaşabileceği çeşitli sıkıntıları sıralar. Talihin gönderdiği darbeler ve oklar, zalimlerin haksızlıkları, gururlu insanların küçümsemesi, karşılıksız aşkın acısı, hukukun gecikmesi ve insanların hak ettikleri karşılığı alamaması bunlar arasında yer alır.

Bütün bunlara rağmen yaşamaya devam etmek, Hamlet’in konuşmasında ele aldığı ilk ihtimallerden biridir.

Sıkıntılara Karşı Koymak

Hamlet daha sonra insanın karşılaştığı sıkıntılara karşı koyma düşüncesini ortaya çıkarır. “Bir deniz dolusu sıkıntıya” karşı silahlanmaktan ve onlara karşı mücadele etmekten söz eder.

Bu düşüncenin ardından ölüm ihtimali gelir.

Ölmek ve Uyumak

Hamlet ölümü uykuya benzetir.

Ölmek, hayatın getirdiği acıların sona ermesi anlamına gelebilir. Bu nedenle ölüm düşüncesini “uyumak” kelimesi üzerinden ele alır.

Fakat Hamlet uyku benzetmesini hemen başka bir noktaya taşır. Eğer ölüm bir uykuysa, uykuda rüyalar da olabilir.

Ölümden Sonra Ne Olduğunu Bilmemek

Hamlet’in düşüncesi burada ölümden sonra ne olduğuna yönelir. Ölümün ardından insanın neyle karşılaşacağını kimse bilmemektedir.

Hamlet bunu “keşfedilmemiş bir ülke” benzetmesiyle anlatır. Bu ülkeye giden hiçbir yolcu geri dönmemiştir.

Bu nedenle insan ölümden sonra karşılaşacağı şeyleri bilmez. Hayattaki sıkıntılar ise insanın bildiği şeylerdir.

Bilinen Sıkıntılar ve Bilinmeyen Ölüm

Hamlet, insanların bildikleri sıkıntılara katlanmaya devam etmesini ölümden sonra ne olduğunu bilmemeleriyle birlikte anlatır.

İnsan haksızlığı, aşağılanmayı, karşılıksız sevgiyi ve hayatın diğer sıkıntılarını bilir. Ölümün ardından karşılaşacağı şeyleri ise bilemez.

Konuşma bu noktadan sonra insanın düşünme biçimine ve eyleme geçmesine gelir.

Düşünmek ve Eyleme Geçmek

Hamlet, insanın düşünme gücünün eylemlerini etkilediğinden söz eder. İnsan bir karar vermeden önce sonuçları ve bilinmeyen ihtimalleri düşünür.

Bu düşünme süreci, insanların girişimlerini değiştirebilir ve onları harekete geçmekten alıkoyabilir.

Monoloğun sonunda Hamlet’in düşüncesi yeniden “olmak” ve “olmamak” ifadelerine bağlanır. Yaşamın sıkıntıları, bu sıkıntılara karşı koymak, ölüm, ölümden sonra ne olduğu ve insanın düşünerek karar vermesi aynı konuşmanın içinde birbirini takip eder.

Hamlet’in Hikâyesinin Sonu 

Monologun ardından Hamlet, Ophelia ile konuşur. Oyunun ilerleyen bölümlerinde babasının ölümüyle ilgili gelişmeler sürer ve Hamlet’in Claudius’la hesaplaşması yaklaşır.

Bu sırada Polonius’un oğlu Laertes, babasının ölümünden Hamlet’i sorumlu tutar. Laertes’in kız kardeşi Ophelia da babasının ölümünün ardından akıl sağlığını kaybeder ve hayatını kaybeder. Laertes, babasının ve kız kardeşinin ölümünün intikamını almak ister.

Oyunun son perdesinde Claudius, Laertes’in Hamlet’e karşı duyduğu öfkeyi kullanarak bir düello düzenler. Planın amacı Hamlet’i öldürmektir. Laertes’in kılıcına zehir sürülür; ayrıca Hamlet’in içeceği için de zehir hazırlanır.

Düello sırasında hem Hamlet hem de Laertes zehirli kılıçla yaralanır. Laertes, ölmeden önce Claudius’un planını Hamlet’e anlatır. Hamlet bunun üzerine Claudius’u öldürür. Kendisi de zehirlenmiş olduğu için kısa süre sonra ölür.

Yazarın Yorumu 

Olmak ya da olmamak sözü, Hamlet oyununu hiç okumamış veya izlememiş insanların bile üzerine düşündüğü, kendi anlamını yüklediği ifadelerden biri hâline gelmiştir. Hamlet’in sahnesini bilmeyen biri için bu söz, yaşam ile ölüm arasındaki bir seçim anlamına gelebileceği gibi bir işe girip girmemek, bir kararın peşinden gidip gitmemek, bir şeyi yapmak ya da yapmamak gibi gündelik ikilemleri de ifade edebilir. Zaten sözün gücü biraz da buradan gelir; iki kelime, çok farklı kararların ve ihtimallerin yerine kullanılabilecek kadar genel bir yapıya sahiptir.

Hamlet’in sahnesini ve monoloğun tamamını bildiğimizde ise bu iki kelimenin arkasında çok daha uzun bir düşünce zinciri bulunduğunu görürüz. Bizim de bu sahneye ilişkin birkaç düşüncemiz var.

“İşte Bütün Mesele Bu” İfadesinin Daraltıcı Etkisi

Meşhur sahneyle ilgili ilk dikkatimizi çeken nokta, Türkçede yerleşen çevirinin sözün yapısını değiştirmesidir.

Shakespeare’in cümlesi: To be, or not to be—that is the question.

Buradaki question, “soru” anlamına gelir. Türkçede yaygınlaşan “işte bütün mesele bu” ifadesinde ise question “mesele”ye dönüşür ve orijinal cümlede bulunmayan “bütün” kelimesi eklenir.

Bize göre asıl ilginç değişiklik burada ortaya çıkar. “Bütün” kelimesi bir genişlik ifade eder. Bir şeyin tamamını, kapsamının bütününü gösterir. Ardından gelen “bu” ise işaret ederek alanı daraltır; geniş bir bütünü tek bir noktaya bağlar.

“Bütün mesele bu” dediğimizde düşünce böylece geniş bir alandan belirli bir sonuca doğru kapanır. Üstelik “mesele” kelimesi de bu bütünün tek bir mesele içerisinde toplandığını gösterir.

“Bu soru” dediğimizde ise aynı kapanma gerçekleşmez. Ortada bir soru vardır ve sorunun cevabı henüz verilmemiştir. Soru genişleyebilir, yeni sorular doğurabilir ve cevabı uzun bir düşünce süreci gerektirebilir.

Hamlet’in monoloğunda olan da budur. “That is the question” dedikten sonra düşünce sona ermez. Hamlet “olmak” üzerine uzun uzun düşünür, ardından “olmamak” ihtimalini ele alır, ölümün ne anlama geldiğini tartışır ve ölümden sonra ne olabileceğini düşünür.

Bu nedenle bize göre “soru bu”, monoloğun yapısına “bütün mesele bu” ifadesinden daha iyi oturur. Birinde soru ortaya konur ve düşünce açılır; diğerinde geniş bir alan tek bir “mesele” altında toplanıp “bu” sözcüğüyle belirli bir noktaya bağlanır.

“Olmak ya da Olmamak” Gerçekten Bütün Seçenekler mi? 

Burada ikinci bir ihtimal ortaya çıkıyor.

Hamlet “To be, or not to be—that is the question” dediğinde bunu “Olmak mı, olmamak mı?” şeklinde iki seçenekli bir soru olarak kurmuş olabilir. Fakat cümleyi başka türlü okumak da mümkün:

Olmak ya da olmamak. Peki bütün seçeneklerim bunlar mı?

Hamlet’in cümlesinde üçüncü bir seçenekten açıkça söz edilmiyor. Fakat sahnenin devamından anlaşıldığı üzere Hamlet “olmak” ve “olmamak” arasında bir seçim de yapmıyor. İki ihtimali uzun uzun düşünüyor. Yaşamın sıkıntılarını, bunlara katlanmayı ve bunlara karşı koymayı ele alıyor; ardından ölümü düşünüyor ve ölümden sonrasına geçiyor.

Bu açıdan bakıldığında “olmak” ve “olmamak”, Hamlet’in sorusunun iki cevabı olmaktan çok, halihazırda bulabildiği iki ihtimal gibi okunabilir. Belki de sormak istediği, bulmak istediği şey başka seçeneklerdir.

“Olmak” Seçilecekse Nasıl Olmak? 

Bir başka ihtimal de sorunun ikinci aşamasının monoloğun içinde ortaya çıkmaktadır.

Eğer Hamlet’in sorusu gerçekten “olmak mı, olmamak mı?” ise, monoloğun sonunda olmamak seçeneğini seçmediğini biliyoruz. Konuşmadan sonra hayatına devam eder ve oyunun ilerleyen bölümlerinde olayların içine yeniden girer.

Bu durumda Hamlet’in düşüncesi “olmak” tarafına kaymış olabilir. Fakat o zaman yeni bir soru ortaya çıkar:

To be… but how to be?

Yani mesele artık “olmak mı, olmamak mı?” değil, “olmaksa nasıl olmak?” hâline gelebilir.

Çünkü Hamlet’in monoloğunda “olmak” tek bir biçimde karşımıza çıkmıyor. Hayatın darbelerine sessizce katlanmak var. Bu darbelere karşı koymak var. Mücadele etmek var. Eyleme geçmek var. Düşünmek ve karar vermek var.

Dolayısıyla “olmak” bir seçenek olarak kabul edildiğinde bile önünde başka seçenekler beliriyor. Hamlet yaşayacaksa nasıl yaşayacaktır? Hayatın getirdiği sıkıntılara katlanacak mıdır, yoksa bunlara karşı mı koyacaktır?

Bu okumada ilk soru “olmak mı, olmamak mı?”, ikinci soru ise “olmaksa nasıl?” olur.

“Olmamak” Seçeneği İçinde Gizlenen “Olmak” İhtimali 

Bir başka okuma ise Hamlet’in aslında “olmamak” seçeneğine daha yakın olduğu ihtimalidir.

Monologda ölüm, hayatın bütün sıkıntılarından kurtulmanın bir yolu olarak düşünülür. Fakat Hamlet ölümün ardından ne olduğunu bilmez. Ölümü bir uyku olarak düşünür ve hemen ardından bu uykunun rüyalarından söz eder.

İşte burada “olmamak” seçeneğinin içinde yeniden bir “olmak” ihtimali belirir.

Eğer ölüm bir uykuysa ve uykuda rüyalar görülebiliyorsa, ölümden sonra da bir tür deneyimin devam etmesi ihtimali vardır. Hamlet’in “keşfedilmemiş ülke” benzetmesi de bu bilinmezliği anlatır.

Bu durumda “olmamak” kesin bir yokluk anlamına gelmeyebilir. Ölümden sonra başka bir biçimde var olmak mümkünse, Hamlet’in önündeki iki seçenek birbirinden tamamen ayrılmaz.

Bu düşünceyi biraz daha ileri götürdüğümüzde ortaya şu ifade çıkar:

To be, or maybe not to be.

Böyle bakıldığında Hamlet’in önündeki seçenekler kesin olarak “olmak” ve “olmamak” şeklinde ikiye ayrılmıyor. “Olmamak” ihtimalinin içinde bile başka bir biçimde “olmak” ihtimali bulunuyor.

Bu durumda Hamlet’in kararını ertelemesi anlaşılır bir hâle geliyor. Çünkü iki seçenekten birini seçmek, beklediği kesin sonuca ulaşacağını garanti etmiyor. Öyle bir durumda seçim yapması da anlamını yitiriyor. Keza Hamlet de bahse konu sahnede bir seçim yapmıyor.

Sonuç

“Olmak ya da olmamak” cümlesinin Shakespeare tarafından hangi düşünceyle kurulduğunu bugün kesin olarak bilemiyoruz. Shakespeare’in zihninden geçen düşünceler, tıpkı Hamlet’in ölümden sonrasına ilişkin soruları gibi, tarihin içinde cevapsız kalmış durumda.

Belki Shakespeare’in anlatmak istediği şey bizim bugün gördüğümüzden farklıydı. Belki de yüzyıllar boyunca yapılan yorumların her biri bu cümlenin başka bir tarafını ortaya çıkardı. Metnin kendisi ise bütün bu okumaların önünde hâlâ duruyor.

Üstelik Hamlet’in sorusu yalnızca ölüm ve yaşamla sınırlı kalmadı. İnsanlar bu iki kelimeyi kendi hayatlarındaki kararların yerine koydu. Bir şeyi yapmak ya da yapmamak, bir yola girmek ya da vazgeçmek, devam etmek ya da durmak gibi sayısız ikilemi anlatmak için “olmak ya da olmamak” denildi.

Belki de bu yüzden bu soru daha uzun süre tartışılacak. Çünkü sorunun kendisi değişmiyor, fakat onu soran insanın hayatı ve içinde bulunduğu koşullar değişiyor.

Shakespeare’in gerçek niyeti onunla birlikte tarihin gizemli sayfalarında kaybolmuş olabilir. Fakat geriye cevabı kesinleşmemiş bir soru kaldı.

Ve belki Shakespeare’in insanlığa bıraktığı en büyük şey, bu sorunun cevabı değil, sorunun kendisidir.