Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Pastel Boya Okul Çantasına Nasıl Girdi? Renkli Boyanın Tarihi

Pastel boyanın sanat malzemesinden okul çantasına uzanan tarihini; pastel, renkli kalem, wax crayon ve eğitimde renk kullanımının gelişimiyle ele alıyoruz.

Pastel Boya Okul Çantasına Nasıl Girdi? Renkli Boyanın Tarihi

Bugün ilkokula başlayan bir çocuğun kırtasiye listesinde pastel boya, renkli kuru kalem ve sulu boya görmek oldukça sıradan. Bu malzemeler uzun zamandır okul hayatının parçası olduğu için geçmişleri çoğu zaman merak edilmiyor.

Oysa her birinin ortaya çıkışı farklı bir döneme ve farklı bir üretim geleneğine dayanıyor. Pastel, Avrupa sanatında yüzyıllar önce gelişti. Renkli kuru kalemler 19. yüzyılda ayrı bir çizim aracı olarak gelişti. Balmumu esaslı crayonlar ise 19. yüzyılın sonlarında yaygınlaşmaya başladı.

Bu farklı malzemeler zamanla çocuk eğitimiyle buluştu. 19. yüzyılın sonlarında kindergarten hareketinin yaygınlaşması, renk ve çizim çalışmalarının eğitimde önem kazanması ve kırtasiye üretiminin gelişmesi bu süreci hızlandırdı. 20. yüzyılın başında çocuklara yönelik renkli wax crayonların seri üretimiyle bugün bildiğimiz okul boya setlerinin temelleri atıldı.

Türkiye’de ise resim ve elişleri derslerinin Cumhuriyet döneminde ilkokul programlarına yerleşmesi, bu malzemelerin okul kültürünün parçası haline gelmesinde önemli bir aşama oldu.

Pastel sanatının ortaya çıkışı 

Pastel boyanın tarihini anlamak için önce pastel tekniğinin sanat dünyasındaki gelişimine bakmak gerekiyor. Günümüzde çocukların kullandığı pastel boya ile 18. yüzyıl sanatçılarının kullandığı pastel arasında malzeme ve kullanım açısından farklar bulunuyor. Buna rağmen ikisi aynı temel çizim geleneğinin farklı dönemlerdeki örnekleri.

Pastelin yapısı ve üretimi 

Pastel; pigment, beyaz bir dolgu maddesi ve bunları bir arada tutan bağlayıcıdan oluşuyordu. Metropolitan Museum of Art’ın pastel tarihine ilişkin çalışmasına göre 18. yüzyılda üreticiler pigmentleri farklı dolgu maddeleri ve bağlayıcılarla birleştirerek çubuk haline getiriyordu.

Her pigmentin fiziksel özellikleri farklı olduğundan pastel üretimi basit bir karıştırma işleminden ibaret değildi. Pigmentler öğütülüyor ve yıkanıyordu. Ardından uygun dolgu maddesi ve bağlayıcıyla birleştiriliyor, karışım çubuk haline getiriliyor ve dikkatlice kurutuluyordu.

Bu üretim yöntemi çok geniş bir renk yelpazesi oluşturulmasına imkân veriyordu. Aynı pigmentler farklı oranlarda birleştirilerek çok sayıda ton elde edilebiliyordu. 18. yüzyıl pastel kutularının önemli özelliklerinden biri de bu geniş renk seçeneğiydi.

Pastel 18. yüzyılda Avrupa’da yaygınlaştı 

Pastel, 18. yüzyılda Avrupa’da özellikle portre sanatında büyük bir yaygınlık kazandı. Metropolitan Museum of Art, bu yükselişin önemli dönüm noktalarından birini 1720-1721 yıllarında Rosalba Carriera‘nın Paris ziyareti olarak gösteriyor.

Bu dönemde pastel sanatçıları için üretim yapan uzmanlaşmış crayon üreticileri de ortaya çıktı. Sanatçılar hazır pastel çubukları satın alabiliyor, farklı dokularda ve çok sayıda renkte malzemeye ulaşabiliyordu.

Pastel, yağlıboyaya kıyasla farklı çalışma olanakları da sunuyordu. Kuruma süresi gerektirmemesi, daha az ekipmanla kullanılabilmesi ve kolay taşınması, 18. yüzyılda pastel portrelerin yaygınlaşmasına katkıda bulundu. Metropolitan Museum bu dönemde pastel malzemelerinin maliyetlerinin de yağlıboyaya kıyasla daha düşük olabildiğini belirtiyor.

Burada pastel artık sanatçılar tarafından kullanılan, üretimi uzmanlaşmış atölyelerin işine dönüşen ve geniş renk seçenekleri bulunan bir çizim malzemesiydi.

Renkli kuru kalemlerin gelişimi 

Pastel sanatının geliştiği dönemlerin ardından renkli çizim araçları farklı yönlerde çeşitlendi. Bunlardan biri, ahşap gövde içine yerleştirilen ve bilenerek kullanılan renkli kalemlerdi.

İlk renkli kalemlerin sanayileşmesi 

Renkli kuru kalemin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri 1834’te Johann Sebastian Staedtler tarafından geliştirilen ahşap gövdeli kırmızı renkli kalem oldu.

Staedtler’in şirket tarihine göre bu kalem, önceki kırmızı tebeşir kalemlerinin geliştirilmiş bir biçimiydi. Daha ince bir noktaya bilenebiliyor, farklı çizgi kalınlıkları oluşturabiliyor ve rengini kâğıda daha düzenli aktarabiliyordu.

Başlangıçta kırmızı tonlarla sınırlı olan üretim kısa sürede genişledi. 1844’e gelindiğinde farklı renklerde kalemler üretilmeye başlanmıştı.

1860 tarihli Staedtler kataloğunda ise Creta Polycolor adıyla 100 renkli bir ürün serisi bulunuyordu. Bu gelişme, 19. yüzyılın ortalarında renkli kuru kalemlerin ticari olarak geniş bir ürün grubuna dönüştüğünü gösteriyor.

Renkli kalem artık sanatçılar ve çizim yapan kişiler için kullanılabilecek gelişmiş bir araç haline gelmişti.

Renk çocuk eğitimine girdi 

19. yüzyıldaki gelişmenin bir başka boyutu eğitim alanında yaşandı. Çocukların çizim, elişi, biçim ve renklerle çalışması giderek daha fazla önem kazandı.

Bu değişimde kindergarten hareketi önemli bir yere sahipti.

Fröbel ve renk eğitimi 

Friedrich Fröbel’in geliştirdiği kindergarten yaklaşımında renk, eğitim materyallerinin önemli unsurlarından biriydi. 1893’te Milton Bradley tarafından yayımlanan Color in the Kindergarten kitabı, Fröbel’in renk çalışmalarına verdiği önemi doğrudan anlatıyor.

Library of Congress kayıtlarında bulunan kitap, çocuk eğitiminde renk öğretimi üzerine hazırlanmış bir eğitim kılavuzuydu. Kitapta kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor temel renkler olarak ele alınıyor; renklerin çocuklara sistemli biçimde öğretilmesi için çeşitli çalışmalar anlatılıyordu.

Bu gelişme, renklerin çocuk eğitiminde rastlantısal bir etkinlik olmaktan çıkıp belirli bir öğretim konusu haline geldiğini gösteriyor.

Renkli materyaller eğitim ortamına yayıldı 

Kindergarten (ana okulu) eğitiminde çocukların farklı malzemelerle çalışması teşvik ediliyordu. Renkli kâğıtlar, elişi malzemeleri ve çeşitli çizim araçları bu ortamın parçaları haline geldi.

1893 tarihli Color in the Kindergarten kitabının kendisi bile renk eğitimi için hazırlanmış özel materyallerin bulunduğu bir eğitim dünyasının oluştuğunu gösteriyor. Milton Bradley şirketi aynı zamanda kindergarten eğitiminde kullanılan çeşitli malzemelerin üretim ve dağıtımında önemli bir yere sahipti.

Böylece çocukların renklerle çalışması için sanatçıların kullandığı malzemelerle okul eğitimi arasında giderek daha güçlü bir bağ oluştu.

Wax crayonların çocuk eğitimine ulaşması 

Renkli kalemler ve pastel çubukları gelişirken balmumu esaslı crayonlar da ayrı bir ürün grubu olarak gelişiyordu.

Burada tarihsel terminolojiye dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte crayon kelimesi bugünkü kadar belirli bir ürünü ifade etmiyordu. Farklı çizim çubukları bu adla anılabiliyordu. Bu yüzden eski kaynaklardaki her “crayon” ifadesini günümüzdeki pastel veya mum boya olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Balmumu esaslı crayonların gelişimi 

Balmumu esaslı crayonlar 19. yüzyılın sonlarında farklı kullanım alanlarında görülmeye başladı. Binney & Smith’in tarihi bu dönüşümün iyi belgelenmiş örneklerinden biri.

Şirket 1885’te pigment üreticisi olarak faaliyet göstermeye başladı. Ürünleri arasında kırmızı oksit pigment ve karbon siyahı gibi maddeler bulunuyordu. 1900‘de okul tahtalarında kullanılan slate kalemlerini üretmeye başladı. 1902’de ise Staonal adlı işaretleme crayonını geliştirdi.

Bu ürünlerin gelişimi, balmumu ve pigmentlerin çubuk biçiminde kullanılmasına yönelik üretim deneyiminin genişlediği bir döneme denk geliyor.

Okullar için renkli wax crayonlar 

Binney & Smith’in kendi tarihçesine göre şirket, öğretmenlerin ihtiyaçlarını takip ederek okul malzemeleri üretimini genişletti. Şirketin 1900’de okul tahtası kalemleri üretmeye başlaması ve 1902’de tozsuz okul tebeşiri geliştirmesi, eğitim pazarının şirket açısından giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor.

Bu ortamda renkli wax crayonlar da çocukların kullanabileceği bir eğitim malzemesine dönüştü.

1903’te Crayola dönemi başladı 

Çocukların kullandığı modern mum boya tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri 1903 yılıdır.

İlk Crayola kutusu sekiz renkten oluşuyordu 

Binney & Smith, 1903’te ilk Crayola kutusunu satışa çıkardı. Kutu kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor, kahverengi ve siyah olmak üzere sekiz renkten oluşuyordu.

Fiyatı 5 cent idi.

Crayola’nın kendi tarihçesine göre şirket, okullardaki güvenli ve uygun fiyatlı wax crayon ihtiyacını karşılamak amacıyla bu ürünü geliştirdi. Ürünün adını Edwin Binney’in eşi Alice Binney oluşturdu. Alice Binney daha önce öğretmenlik yapmıştı. “Crayola” adı Fransızca tebeşir anlamındaki craie ile yağlı anlamındaki ola kelimesinden türetildi.

1903’teki bu kutu, çocuklara yönelik renkli wax crayonların standart bir ürün seti halinde satılmasının önemli örneklerinden biri oldu.

Renkli boya seri üretim ürünü haline geldi 

Crayola‘nın ortaya çıkışı, renkli çizim malzemelerinin gelişiminde yeni bir aşamayı temsil ediyordu. Artık çocuklara yönelik bir boya seti belirli sayıda standart renkten oluşuyor, paketleniyor ve düşük bir satış fiyatıyla geniş bir pazara sunuluyordu.

Bu model sonraki yıllarda renk sayılarının artması ve ürün çeşitlerinin çoğalmasıyla genişledi.

Burada okul ile kırtasiye üretimi arasındaki ilişki de belirginleşti. Öğretmenlerin ve okulların ihtiyaçları, üreticilerin ürün geliştirme süreçlerinde doğrudan dikkate alınan bir unsur haline geldi. Crayola’nın şirket tarihindeki “güvenli” ve “uygun fiyatlı” okul malzemesi vurgusu bu ilişkiyi açık biçimde ortaya koyuyor.

Renkli boya okul kültürünün parçası oldu 

19. yüzyıl boyunca birbirinden farklı çizim malzemeleri gelişti. Pastel sanat dünyasında yaygınlaştı, renkli kuru kalemler seri üretime geçti, wax crayonlar yeni bir ürün grubu olarak gelişti.

Aynı dönemde çocuk eğitimi de renk ve görsel çalışmalara daha fazla yer vermeye başladı. Bu iki gelişme 20. yüzyılın başında birleşti.

Farklı boya türleri farklı kullanım alanları sundu 

Renkli kuru kalem, pastel, wax crayon ve sulu boya aynı fiziksel özelliklere sahip değildi.

Renkli kuru kalem ince çizgilere ve ayrıntılı çalışmalara elverişliydi. Pastel daha yumuşak ve yoğun renkli izler oluşturabiliyordu. Wax crayon farklı bir yüzey etkisi sağlıyordu. Sulu boya ise pigmentin suyla taşınmasına ve fırça kullanımına dayanıyordu.

Günümüzde eğitim programlarında bu ayrım hâlâ görülüyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın güncel Görsel Sanatlar programında öğrencilerin pastel boya, sulu boya ve renkli kuru kalemler arasından çalışmalarına uygun malzemeyi seçmeleri isteniyor. Üçüncü sınıf programında bu malzemeler temel teknik ve araçlar arasında sayılıyor.

Birinci sınıf programında da pastel boya ve renkli kuru kalem farklı kullanım amaçlarıyla ele alınıyor; pastel boya ile canlı ve dikkat çekici renkler oluşturulması, renkli kuru kalemle ayrıntıların tamamlanması öneriliyor.

Türkiye’de resim eğitiminin okul programlarına girmesi 

Türkiye’deki okul kültüründe boya ve resim malzemelerinin yerleşmesini anlamak için Cumhuriyet dönemindeki eğitim programlarına bakmak gerekiyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanat eğitimi yeniden düzenlendi ve resim çalışmaları ilkokul programlarında daha sistemli bir yer kazandı.

1926 İlkokul Programı 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sanat eğitimi tarihçesine göre 1925’ten itibaren örgün eğitim kurumlarında plastik sanatlar eğitimi resim, resim-iş ve elişleri dersleri biçiminde yer almaya başladı.

1926 İlkokul Programı içinde Resim ve Elişleri derslerine yer verildi. Bunu 1936 ve 1948 programları izledi. Bakanlığın tarihçesine göre 1948 programındaki Resim-İş dersinin amaçları arasında öğrencilerin kendilerini ifade etme becerilerinin ve estetik duygularının geliştirilmesi bulunuyordu.

1926 tarihli İlk Mekteplerin Müfredat Programı bugün TBMM Kütüphanesi’nin açık erişim koleksiyonunda da bulunuyor. Belgenin yayın tarihi 1926, yayınevi ise Milli Matbaa olarak kaydedilmiş.

Bu programların ortaya çıkmasıyla resim ve elişi çalışmaları ilkokul eğitiminin düzenli bir parçası haline geldi.

Resim eğitimi sonraki programlarda sürdü 

1948 İlkokul Programı, 1968’e kadar yürürlükte kaldı. Bu programda Resim-İş dersine öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini ve estetik duygularını geliştirmelerini sağlayan bir eğitim alanı olarak yer verildi.

Böylece Türkiye’de resim eğitimi geçici bir uygulama olmaktan çıkarak ilkokul programlarının süreklilik gösteren unsurlarından biri haline geldi.

Pastel boya günümüzde de temel okul malzemelerinden biri 

Bugün pastel boya, renkli kuru kalem ve sulu boya aynı eğitim ortamında kullanılmaya devam ediyor.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan güncel Görsel Sanatlar programında bu malzemeler farklı sınıf seviyelerinde doğrudan yer alıyor.

Güncel programlarda pastel boya ve renkli kuru kalem 

Üçüncü sınıf Görsel Sanatlar programında öğrencilerin sıcak ve soğuk renk uyumunu kullanarak çalışmalar yapmaları ve pastel boya, sulu boya veya renkli kuru kalem kullanmaları öngörülüyor. Program, bu malzemeleri temel teknik ve araçlar arasında değerlendiriyor.

Dördüncü sınıfta ise yağlı pastel boya, renkli kuru kalem ve sulu boya arasından seçim yapılabiliyor. Öğrencilerin çalışmanın niteliğine göre malzeme seçmesi isteniyor.

Böylece bugün okul çantasına giren üç temel malzemenin geçmişten gelen farklı çizgileri aynı eğitim sisteminde buluşuyor.

Pastel boya okul çantasına böyle girdi

Pastel boyanın okul malzemesine dönüşmesi tek bir icat anıyla açıklanamıyor. Süreç birkaç yüzyıla yayılan farklı gelişmelerin sonucunda şekillendi.

Pastel, 18. yüzyılda Avrupa sanatında güçlü bir yer edindi ve çok sayıda renkte üretilen profesyonel bir çizim malzemesine dönüştü. Renkli kuru kalem, 19. yüzyılda ahşap gövdeli ve seri üretilebilen bir araç haline geldi. Aynı yüzyılın sonlarında wax crayon üretimi gelişti ve çocuk eğitiminde renk çalışmalarının yaygınlaşmasıyla bu ürünler okul ortamına girdi.

1903’te Crayola’nın sekiz renkli kutusunu piyasaya sürmesi, çocuklara yönelik renkli wax crayonların tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu. Ürünün 5 centlik fiyatı ve okullara yönelik güvenli ve uygun fiyatlı bir malzeme olarak tanıtılması, dönemin okul-kırtasiye ilişkisini açıkça gösteriyor.

Türkiye’de ise Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren resim, resim-iş ve elişleri derslerinin ilkokul programlarına yerleşmesi, boya ve çizim malzemelerinin okul hayatındaki yerini güçlendirdi.

Bugün bir ilkokul öğrencisinin çantasındaki pastel boya bu uzun sürecin son halkalarından biri. Sanat malzemeleri, çocuk eğitimi ve seri üretim kırtasiye sektörü zaman içinde birbirine yaklaştı; farklı amaçlarla geliştirilen boya türleri modern okulun araçları arasına yerleşti.