Jeanne d’Arc, 15. yüzyılda Fransa ile İngiltere arasındaki Yüz Yıl Savaşı’nın son döneminde ortaya çıkan ve kısa sürede Fransa’nın en önemli tarihî sembollerinden birine dönüşen genç bir kadındı. Yaklaşık 17 yaşındayken askerî ve siyasi bir mücadelenin merkezine giren Jeanne, Orléans Kuşatması’nın kaldırılmasında ve Charles VII’nin Reims’te taç giymesine giden süreçte önemli rol oynadı.
Jeanne bir hükümdar değildi. Fransız tahtında hak iddia eden Charles VII’nin yanında yer alan ve onun krallık iddiasını güçlendiren askerî-dinî bir figürdü. Kısa süren faaliyetleri, Fransa’nın savaş içindeki moralini ve siyasi atmosferini etkiledi.
Hayatı da son derece kısa sürdü. 1430’da esir alınan Jeanne, İngilizlerin kontrolündeki Rouen’a götürüldü. 1431’de dinî bir mahkeme tarafından yargılandı ve yakılarak idam edildi. Yaklaşık 25 yıl sonra yeniden görülen davada önceki mahkûmiyet kararı geçersiz sayıldı. Yüzyıllar içinde giderek büyüyen tarihî mirası, 1920’de aziz ilan edilmesiyle yeni bir anlam kazandı.
Jeanne d’Arc’ın Yaşadığı Dönemde Fransa’nın Durumu
Jeanne’ın tarih sahnesine çıkışı, Fransa’nın askerî ve siyasi açıdan son derece zor durumda olduğu bir döneme denk geldi. Yüz Yıl Savaşı’nın yanı sıra Fransız soyluları arasındaki iktidar mücadelesi de ülkeyi parçalı bir hâle getirmişti.
Yüz Yıl Savaşı’nın Son Aşaması
İngiltere ile Fransa arasındaki savaş 1337’de başlamış, aralıklarla devam eden çatışmalar iki ülkenin siyasi yapısını ve topraklarını defalarca değiştirmişti.
15. yüzyılın başında Fransa’nın sorunları daha da büyüdü. Kral VI. Charles’ın sağlık problemleri yönetimde istikrarsızlık yaratırken Armagnaclar ile Burgonyalılar arasındaki mücadele iç savaşa dönüştü.
İngiltere Kralı V. Henry bu bölünmüş ortamdan yararlandı. 1415’teki Azincourt Muharebesi İngilizler için büyük bir zafer oldu. 1420 tarihli Troyes Antlaşması ise İngiliz kralının Fransa tahtındaki hak iddiasını güçlendirdi.
1422’de V. Henry ile VI. Charles’ın ölümü sonrasında İngilizler çocuk yaştaki VI. Henry’yi Fransa kralı kabul ederken Dauphin Charles da Charles VII adıyla Fransa kralı olduğunu ilan etti.
Larousse’un Fransızca tarih kaynaklarında da vurgulandığı üzere Jeanne’ın ortaya çıktığı dönemde Fransa, İngiliz ilerleyişi ile Armagnac-Burgonya çatışmasının yarattığı siyasi parçalanmanın etkisi altındaydı.
1428’de İngiliz kuvvetlerinin Orléans’ı kuşatması, Charles’ın konumunu daha da tehlikeli hâle getirdi. Jeanne’ın tarih sahnesine çıkışı tam olarak bu krizin ortasında gerçekleşti.
Domrémy’den Chinon’a Jeanne d’Arc
Jeanne’ın hayatının ilk yılları savaşın merkezlerinden uzakta bulunan Lorraine bölgesindeki Domrémy’de geçti. Ailesi köylü kökenliydi ve Jeanne gençlik yıllarında tarım işleriyle ailesine yardımcı oldu.
Jeanne’ın Çocukluğu ve Dini İnancı
Jeanne’ın doğum yılı genel olarak 1412 kabul edilir. Geleneksel olarak 6 Ocak 1412 tarihi verilse de doğum günü kesin biçimde belgelenmiş değildir.
Jeanne, Jacques d’Arc ve Isabelle Romée’nin kızıydı. Ailesinin geçimini sağlayan tarımsal faaliyetlere katıldı ve dönemin kırsal toplumunda yetişti.
Yaklaşık 13 yaşındayken dinî nitelikte sesler duyduğunu söylemeye başladı. Daha sonraki ifadelerinde bu sesleri Aziz Michael, Aziz Catherine ve Aziz Margaret ile ilişkilendirdi.
Jeanne’a göre bu sesler ondan Fransa’nın kurtuluşuna yardım etmesini ve Dauphin Charles’ın Reims’te kral olarak taç giymesini sağlamasını istiyordu.
Bu inanç, genç kızın hayatındaki en önemli dönüm noktası oldu. Jeanne zamanla kendi bölgesinden ayrılarak Charles’a ulaşmaya karar verdi.
Vaucouleurs’tan Chinon’a Yolculuk
1428’de Vaucouleurs’a giderek yerel Fransız komutan Robert de Baudricourt ile görüşmeye çalıştı. İlk başta ciddiye alınmadı. Israrını sürdürdükten sonra Baudricourt onun Chinon’a gitmesine izin verdi.
Jeanne, erkek kıyafetleri giyerek ve silahlı bir kafile eşliğinde tehlikeli bölgelerden geçti. Yolculuğun amacı Dauphin Charles’a ulaşmaktı.
1429 yılının başlarında Chinon’a vardığında Charles ile görüştü. Daha sonraki anlatılarda Charles’ın kendisini kalabalığın içinde gizlediği ve Jeanne’ın onu tanıdığı aktarılır. Bu olayın ayrıntıları tarih boyunca çeşitli biçimlerde anlatılmış olsa da Jeanne’ın Chinon’da Charles ile görüştüğü ve kısa süre sonra kraliyet çevresinde kabul gördüğü kesindir.
Jeanne d’Arc’ın Askerî Hayata Katılması
Jeanne’ın Charles’ın çevresine kabul edilmesi doğrudan savaş alanına gönderildiği anlamına gelmiyordu. Önce inancının ve niyetlerinin güvenilirliği konusunda incelemeler yapıldı.
Poitiers İncelemesi ve Askerî Hazırlık
Jeanne, Poitiers’de din adamları ve hukukçulardan oluşan bir heyet tarafından sorgulandı. İnceleme sonucunda onun inancının sapkınlıkla ilişkilendirilemeyeceği yönünde olumlu bir değerlendirme yapıldı.
Bunun ardından Tours’da askerî donanım elde etti. Kendisine bir zırh, sancak ve askerî ekipman sağlandı.
Jeanne’ın en tanınmış eşyalarından biri sancağıydı. Sancağında dinî semboller bulunuyordu ve bu sancak onun savaş alanındaki kimliğinin önemli bir parçası hâline geldi.
Bu dönemde Jeanne’ın resmî olarak Fransız ordusunun başkomutanı olduğu söylenemez. Ordunun başında dönemin deneyimli soylu ve askerleri bulunuyordu. Jeanne’ın etkisi daha çok moral, sembolik liderlik ve saldırı iradesi üzerinden ortaya çıktı.
Orléans Kuşatması ve Jeanne d’Arc’ın Ün Kazanması
Jeanne’ın hayatındaki en önemli askerî olay Orléans Kuşatması oldu. Şehir, Loire Nehri üzerindeki konumu nedeniyle stratejik öneme sahipti.
Jeanne’ın Orléans’a Girişi
İngilizler Orléans’ı 1428 yılının sonlarından itibaren kuşatma altında tutuyordu. Şehrin düşmesi, Charles VII’nin kontrolündeki bölgeler üzerinde ciddi baskı oluşturabilirdi.
Jeanne, 29 Nisan 1429’da Orléans’a ulaştı.
Şehirdeki Fransız kuvvetlerinin başında Dunois olarak bilinen Orléans Bastardı Jean de Dunois bulunuyordu. Jeanne’ın gelişi askerler ve şehir halkı üzerinde büyük heyecan yarattı.
Orléans Belediyesi tarafından hazırlanan Fransızca tarihî dosyada, Jeanne’ın 29 Nisan’da şehre girişi, 4 Mayıs’ta Fransızların Saint-Loup mevzisini ele geçirmesi, 6 Mayıs’taki ilerleme ve 7 Mayıs’ta Tourelles saldırısı ayrıntılı biçimde aktarılıyor.
8 Mayıs 1429: Kuşatmanın Kaldırılması
Jeanne’ın Orléans’a ulaşmasından sonra Fransızlar saldırılarını hızlandırdı.
4 Mayıs’ta Saint-Loup, 6 Mayıs’ta Augustins mevzisi ele geçirildi. 7 Mayıs’ta İngilizlerin Tourelles savunmasına yönelik saldırı sırasında Jeanne yaralandı. Ertesi gün İngilizler mevzilerini terk etti.
8 Mayıs 1429’da Orléans Kuşatması sona erdi.
Jeanne’ın bu süreçteki rolü onu Fransa genelinde tanınan bir figür hâline getirdi. Zafer, savaşın tamamını sona erdirmedi fakat Fransız tarafında önemli bir moral değişimi yarattı.
Patay’dan Reims’e: Charles VII’nin Taç Giymesi
Orléans’ın ardından Jeanne’ın hedefi Charles’ın Reims’e ulaşması ve geleneksel Fransız krallık töreninin gerçekleştirilmesiydi.
Loire Vadisi’ndeki Fransız İlerleyişi
Orléans’ın ardından Fransız ordusu Loire Vadisi’nde ilerledi. Jargeau, Meung-sur-Loire ve Beaugency çevresindeki başarılar Fransızların bölgedeki konumunu güçlendirdi.
18 Haziran 1429’da gerçekleşen Patay Muharebesi, Fransızlar açısından önemli bir zafer oldu. İngiliz ordusu ağır kayıplar verdi.
Bu gelişmeler Charles VII’nin Reims’e doğru ilerlemesini mümkün hâle getirdi.
17 Temmuz 1429: Reims’teki Taç Giyme Töreni
Reims, Fransız krallarının geleneksel olarak taç giydiği şehirdi. Bu nedenle Charles’ın burada taç giymesi siyasi meşruiyet açısından büyük önem taşıyordu.
17 Temmuz 1429’da Charles VII, Reims Katedrali’nde kral olarak taç giydi.
Jeanne törende Charles’ın yanında bulundu. Böylece aylar önce Domrémy’den başlayan görevinin en önemli hedeflerinden biri gerçekleşmiş oldu.
Jeanne’ın Charles’ın yanında yer aldığı Reims töreni, sonraki yüzyıllarda Fransız sanatında defalarca işlendi ve onun millî kahraman kimliğinin temel sahnelerinden biri hâline geldi.
Paris Seferi ve Jeanne d’Arc’ın Gücünü Kaybetmesi
Reims’teki taç giyme töreni Jeanne’ın kariyerinin zirvesiydi. Sonrasında savaşın gidişatı onun beklentileri kadar hızlı ilerlemedi.
Paris’e Yönelik Saldırı
Charles VII’nin taç giymesinden sonra Fransız ordusu Paris’e yöneldi. Jeanne şehrin ele geçirilmesini istiyordu.
8 Eylül 1429’da Paris’e saldırı düzenlendi. Fransızlar şehir savunmasını aşamadı ve Jeanne bacağından yaralandı.
Charles VII daha sonra askerî faaliyetleri yavaşlatarak diplomatik girişimlere ağırlık verdi. Jeanne’ın savaşmaya devam etme isteği ile kraliyet yönetiminin politikaları arasında giderek daha belirgin bir fark oluştu.
Jeanne’ın Kendi Başına Hareket Etmeye Başlaması
1430 yılına gelindiğinde Jeanne artık kraliyet ordusunun ana harekâtının merkezinde değildi.
Buna rağmen askerî mücadeleyi sürdürdü. Île-de-France bölgesindeki çatışmalara katıldı ve Compiègne’nin savunmasına yardım etmek üzere harekete geçti.
23 Mayıs 1430’da Compiègne yakınlarında esir düştü.
Jeanne’ın yakalanması, iki yıl kadar kısa süren askerî faaliyetlerinin sonunu getirdi.
Esaret, Rouen Yargılaması ve Jeanne’ın Ölümü
Jeanne’ı yakalayan Burgonya güçleri onu İngilizlere teslim etti. İngilizler açısından Jeanne önemli bir propaganda ve siyasi araçtı.
Rouen’daki Yargılama
Jeanne, İngilizlerin kontrolündeki Rouen’a götürüldü. Burada Beauvais Piskoposu Pierre Cauchon‘un öncülüğündeki dinî mahkemede yargılandı.
Dava 1431 yılının başında başladı ve Jeanne’a inancı, gördüğünü söylediği azizler, erkek kıyafeti giymesi ve askerî faaliyetleri hakkında sorular yöneltildi.
Mahkeme süreci ayrıntılı biçimde kayda geçirildi. Bibliothèque nationale de France’ın katalogladığı Pierre Champion ve Jules Quicherat yayınları, 1431 mahkemesi ile 1456‘daki rehabilitasyon sürecinin belgelerini günümüze ulaştıran önemli Fransızca çalışmalardandır.
Jeanne’ın mahkeme sırasında verdiği cevaplar, onun düşüncelerini kendi sözleri üzerinden incelemek açısından tarihçiler için büyük önem taşır.
Erkek Kıyafeti Meselesi
Jeanne’ın yargılanmasında erkek kıyafeti önemli bir suçlama konusu oldu.
Jeanne, askerî ortamda erkek kıyafetleri kullanıyordu. Bu kıyafetler onun savaş sırasında hareket etmesini ve korunmasını kolaylaştırıyordu. Aynı zamanda dönemin toplumsal ve dinî anlayışları açısından tartışmalı bir durum oluşturuyordu.
24 Mayıs 1431’de Jeanne bir feragat metnini kabul etti ve kadın kıyafetleri giymeyi kabul etti. Daha sonra yeniden erkek kıyafeti giymesi, mahkemenin onu tekrar suçlamasına yol açtı.
30 Mayıs 1431: Jeanne d’Arc’ın İnfazı
Jeanne, 30 Mayıs 1431’de Rouen’daki Place du Vieux-Marché‘da yakılarak idam edildi.
Henüz 20 yaşına ulaşmamıştı.
Ölümünün ardından Jeanne’ın adı Fransızlar arasında giderek daha güçlü bir sembole dönüştü. İngilizlerin onu ortadan kaldırması, zaman içinde onun Fransa’daki etkisinin sona ermesini sağlamadı.
1456’da Jeanne d’Arc’ın İtibarının İade Edilmesi
Jeanne’ın ölümünden sonraki yıllarda savaşın dengesi değişti. Charles VII Fransa’daki hâkimiyetini genişletti ve İngilizlerin kıta Avrupası’ndaki gücü geriledi.
Bu siyasi değişim Jeanne’ın davasının yeniden ele alınmasını mümkün kıldı.
Yeniden Yargılama ve Mahkûmiyet Kararının İptali
Charles VII, 1450’de Jeanne’ın davasının incelenmesini istedi. Daha kapsamlı yeni süreç 1455’te başladı.
Jeanne’ın annesi Isabelle Romée de kızının itibarının iade edilmesi için başvuruda bulundu.
Yeni davada çok sayıda tanık dinlendi ve 1431’deki mahkeme yeniden incelendi.
7 Temmuz 1456’da Jeanne’ın 1431 tarihli mahkûmiyet kararı geçersiz ilan edildi.
Böylece yaklaşık 25 yıl önce idam edilen Jeanne’ın adı resmen temize çıkarıldı.
Jeanne d’Arc Nasıl Ulusal Kahramana Dönüştü?
Jeanne’ın tarihsel mirası ölümünden hemen sonra şekillenmeye başladı. Onun hikâyesi zamanla dinî, siyasi ve millî anlamlar kazandı.
Tarihî Jeanne ile Efsanevi Jeanne
Jeanne’ın hayatına ilişkin kaynakların önemli bölümü onun ölümünden önce veya ölümünden kısa süre sonra oluşturulan kayıtlarla takip edilebiliyor. Bu durum onu Orta Çağ’ın birçok figüründen farklı bir konuma getiriyor.
Bununla birlikte sonraki yüzyıllarda Jeanne hakkında çok sayıda efsane ortaya çıktı. Çocukluğuna ilişkin bazı hikâyeler, Charles VII ile karşılaşması ve savaş alanındaki rolü zaman içinde romantikleştirildi.
Tarihsel Jeanne’ın kendisi ise çok daha somut bir kişilikti: Domrémy’de yetişen, dinî inançları güçlü, Charles VII’ye ulaşmak için ısrar eden, Orléans’ta askerlerin moralini yükselten, Reims yürüyüşüne katılan, Paris’te yaralanan, Compiègne’de esir düşen ve Rouen’da yargılanarak öldürülen genç bir kadındı.
1920’de Azize İlan Edilmesi
Jeanne’ın Katolik dünyasındaki itibarı da yüzyıllar boyunca güçlendi. 1909’da beatifiye edildi ve 16 Mayıs 1920’de Papa XV. Benedictus tarafından azize ilan edildi.
Fransa Katolik Kilisesi’nin Jeanne d’Arc’ın kanonizasyonuna ilişkin Fransızca tarihçesinde, 1920’deki kanonizasyonun onun uzun süren dinî itibar sürecinin son aşaması olduğu belirtiliyor.
Fransa’da Jeanne d’Arc, dinî kimliğinin yanında millî bir sembol olarak da kabul edilir.
Jeanne d’Arc’ın Tarihteki Yeri
Jeanne d’Arc’ın önemini değerlendirirken onu Yüz Yıl Savaşı’nı tek başına değiştiren bir komutan olarak görmek tarihsel tabloyu fazla basitleştirir.
Fransız ordusunda Dunois, La Hire, Jean de Brosse, Alençon Dükü ve başka deneyimli askerler bulunuyordu. Jeanne’ın resmî askerî komuta yapısındaki konumu da sonraki popüler anlatılarda zaman zaman olduğundan daha büyük gösterildi.
Onun asıl etkisi moral, sembol ve siyasi meşruiyet alanlarında ortaya çıktı.
Orléans’ın kurtarılması Fransızların savaşma iradesini güçlendirdi. Loire Vadisi’ndeki zaferler Reims yolunu açtı. Charles VII’nin taç giymesi ise Fransız tahtındaki konumunu güçlendirdi.
Jeanne’ın hikâyesini benzersiz kılan nokta da burada ortaya çıkar. Köylü bir aileden gelen genç bir kadın, birkaç yıl içinde Fransa’nın en kritik siyasi ve askerî olaylarının merkezinde yer aldı. Yakalanması ve öldürülmesiyle hayatı sona erdi fakat tarih üzerindeki etkisi devam etti.
Bugün Jeanne d’Arc’ın hikâyesi, Yüz Yıl Savaşı‘nın son dönemini, Orta Çağ’ın siyasi yapısını, Fransız monarşisinin yeniden güçlenmesini ve tarihî bir kişinin zaman içinde nasıl ulusal bir sembole dönüşebildiğini birlikte gösteren en dikkat çekici örneklerden biridir.

