Bir şarkıyı ilk kez dinlediğimizde hoşumuza gidebilir. Birkaç dinleyişten sonra ise parçaya daha fazla bağlanmaya başlayabiliriz. Hatta bazı şarkılar günler boyunca aynı sırayla açılır ve insan bir süre sonra şarkının sonraki notasını bile önceden tahmin eder.
Bu davranışın arkasında müziğin kendisi kadar aşinalık, beklenti, hafıza ve ödül mekanizmaları bulunur. Müzik psikolojisi alanında yapılan deneyler, bir parçayla tekrar tekrar karşılaşmanın onu tanımayı kolaylaştırabildiğini ve belirli koşullarda parçaya yönelik beğeniyi artırabildiğini gösteriyor.
Tekrar dinlemek şarkıyı daha tanıdık hale getirir
İnsan beyninin tanıdığı bir bilgiyi işlemesi genellikle daha kolaydır. Bir şarkıyı ilk dinleyişte melodi, ritim, sözler ve enstrümanlar hakkında yeni bilgiler edinilir. Tekrarlar arttıkça parçanın yapısı zihinde daha belirgin hale gelir.
Bu durum psikolojide aşinalık etkisi olarak incelenir. Daha önce karşılaşılan bir uyarıcının daha tanıdık ve kimi durumlarda daha olumlu değerlendirilmesini ifade eden bu etki müzikte de gözlemlenmiştir.
1998 yılında Isabelle Peretz, Danielle Gaudreau ve Anne-Marie Bonnel tarafından Memory & Cognition dergisinde yayımlanan üç deneyde katılımcılara tanıdık ve tanıdık olmayan melodiler dinletildi. Daha sonra melodiler yeniden çalındı ve katılımcılardan parçaları tanımaları veya ne kadar beğendiklerini değerlendirmeleri istendi. Tekrar edilen melodiler, özellikle başlangıçta tanıdık olmayan parçalar arasında daha yüksek beğeniyle ilişkilendirildi. Tekrarlar aynı zamanda melodilerin tanınmasını da kolaylaştırdı.
Bu sonuç, insanların bir şarkıyı tekrar dinledikçe ona alışmasının müzikal deneyimin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.
Beyin şarkının devamını tahmin eder
Tanıdık bir şarkıyı dinlerken beynimiz sürekli olarak bir sonraki sesin ne olacağını tahmin eder. Nakaratın ne zaman geleceğini, melodinin hangi noktada yükseleceğini veya ritmin nasıl devam edeceğini çoğu zaman bilinçli olarak düşünmeden biliriz.
Bu beklenti, müzikten alınan hazzın önemli kaynaklarından biridir. Şarkının devamını tahmin etmek, ardından beklentinin gerçekleşmesini yaşamak müziğin oluşturduğu duygusal tepkiyi güçlendirebilir.
Bu konuda önemli bir deney 2011 yılında Valorie Salimpoor ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirildi. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, katılımcıların kendilerine yoğun haz veren müzikleri dinlerken beyinlerinde neler olduğunu inceledi.
Araştırmacılar, PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) adı verilen görüntüleme yönteminden yararlandı. Bu yöntemde vücuda çok düşük miktarda radyoaktif işaretleyici içeren bir madde verilir. İşaretleyicinin yaydığı sinyaller ölçülerek vücuttaki belirli biyolojik süreçler hakkında bilgi edinilir. Araştırmada kullanılan özel işaretleyici, beyindeki dopamin reseptörlerine bağlanmayla ilişkili değişimleri izlemeye yardımcı oldu. Böylece araştırmacılar, müzik dinlerken beynin ödül sistemiyle bağlantılı bölgelerdeki dopamin salınımına ilişkin kanıt elde etti.
Araştırmada fMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) yöntemi de kullanıldı. fMRI, beyindeki kan akışı ve oksijenlenme değişimlerini ölçerek hangi bölgelerin belirli bir görev sırasında daha fazla etkinlik gösterdiğine ilişkin bilgi verir. Bulgular, sevilen müzikte en yoğun haz anından önceki beklentinin kaudat çekirdeğiyle, hazzın zirveye ulaştığı anların ise nucleus accumbens ile daha fazla ilişkili olduğunu gösterdi.
Buradaki önemli nokta, beynin müzikte yalnızca sonucu değil, beklentiyi de işlemesidir. Sevdiğimiz şarkıyı yeniden açtığımızda, sevdiğimiz bölümün geleceğini zaten biliriz. Buna rağmen o bölüme ulaşmak hâlâ keyif verebilir.
Aşinalık ile karmaşıklık arasında bir denge bulunur
Bir şarkının çok tanıdık hale gelmesi beğeniyi her zaman artırmaz. Tekrarın etkisi belirli bir noktadan sonra değişebilir.
David Hargreaves’in 1984 yılında yaptığı iki deney, müzikte tekrar ile beğeni arasındaki ilişkiyi inceleyen erken çalışmalardan biriydi. Araştırmanın ilk bölümünde katılımcılara farklı türlerden müzikler aynı oturum içinde birkaç kez dinletildi. İkinci bölümde ise parçalar üç haftaya yayılan oturumlarda tekrarlandı. Bulgular genel olarak müziğin aşinalığı ile beğeni arasında ters U biçimli bir ilişki olduğunu destekledi. Yani tekrar başlangıçta beğeniyi artırabilir, fazla tekrar ise bazı durumlarda bu artışı tersine çevirebilir.
Adrian North ve David Hargreaves’in 1995 yılında 75 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirdiği başka bir araştırmada da 60 popüler müzik parçası değerlendirildi. Çalışmada müziğe yönelik beğeni ile aşinalık arasında pozitif bir ilişki bulundu. Aynı araştırma, müziğin algılanan karmaşıklığı ile beğeni arasında ters U biçimli bir ilişki ortaya koydu.
Bu bulgular, sevdiğimiz şarkının hem tanıdık hem de yeterince ilgi çekici olmasının önemli olduğunu düşündürüyor.
Tekrarın etkisi deneylerde açıkça ölçülebiliyor
Araştırmacılar tekrarın etkisini yalnızca “bu şarkıyı seviyor musunuz?” sorusuyla incelemiyor. Katılımcıların tanıma başarısı, beğeni puanları ve müziğe verdikleri fizyolojik tepkiler de ölçülebiliyor.
2007 yılında Charlotte Witvliet ve Scott Vrana tarafından yapılan bir deneyde 67 katılımcıya farklı duygusal özelliklere sahip müzikler altı kez dinletildi. Araştırmacılar beğeni değerlendirmelerinin yanı sıra gülümseme ile ilişkili yüz kaslarının hareketlerini ve kalp atışlarını da takip etti. Tekrarlar ilerledikçe olumlu müziğe verilen bazı olumlu tepkilerin güçlendiği, olumsuz müziğe yönelik tepkilerin ise daha olumsuz hale geldiği görüldü.
2008 yılında Glenn Schellenberg, Isabelle Peretz ve Sandrine Vieillard tarafından yapılan başka bir çalışmada ise maruz kalma sayısının etkisi daha ayrıntılı incelendi. Katılımcılar mutlu ve hüzünlü karaktere sahip müzikleri farklı sayılarda dinledi. Odaklanarak dinleyen grupta beğeni iki dinleyişten sonra yükseldi; sekiz veya 32 tekrarın ardından bazı parçalar için düşüş görüldü. Araştırmacılar bu sonucu aşinalık ile aşırı aşinalık arasındaki fark üzerinden değerlendirdi.
Dolayısıyla bir şarkıyı tekrar tekrar dinlemekle ondan giderek daha fazla hoşlanmak arasında doğrusal bir ilişki bulunmuyor. Dinleme biçimi, müziğin özellikleri ve tekrar sayısı sonucu değiştirebiliyor.
Müzik hafızayla birleştiğinde tekrar daha anlamlı hale gelir
Bir şarkının tekrar tekrar dinlenmesinin başka bir nedeni de parçanın kişisel anılarla birleşmesidir.
Bir müzik parçası belirli bir insanı, mekânı, yolculuğu veya hayat dönemini hatırlatabilir. Şarkı yeniden açıldığında dinleyici melodiyi duyarken aynı zamanda o döneme ait duygusal çağrışımları da yaşayabilir.
Bu nedenle bir şarkının popüler olmasıyla kişinin o şarkıya tekrar tekrar dönmesi aynı şey değildir. Kişisel hafıza, parçaya başkalarının paylaşmadığı bir anlam kazandırabilir.
Müzik araştırmalarında tekrarın tanımayı güçlendirdiği uzun süredir gösteriliyor. Daha yakın tarihli çalışmalar da tekrar edilen melodilerin tanınma başarısının yükseldiğini ve bazı koşullarda beğeni puanlarının arttığını ortaya koyuyor. Örneğin Psyche Loui ve David Wessel’in 2008 tarihli deneylerinde katılımcılara daha önce karşılaşmadıkları yapay bir müzik sistemi içindeki melodiler çok sayıda kez dinletildi. Bazı koşullarda 40 tekrara ulaşan melodiler, yeni melodilere göre daha yüksek beğeni puanları aldı.
Aynı şarkıyı tekrar dinlemek beynin tanıma ve beklenti sistemlerini birleştirir
İnsanların aynı şarkıyı tekrar tekrar dinlemesinin tek bir nedeni bulunmuyor. Aşinalık şarkıyı daha kolay işlememizi sağlıyor, hafıza parçaya kişisel anlam katıyor ve beklenti sistemi sevdiğimiz bölümlerin gelişini takip ediyor.
Müzikle ilgili deneyler, tekrarın beğeniyi artırabildiğini açık biçimde gösteriyor. Aynı araştırmalar, fazla tekrarın bazı koşullarda beğeniyi azaltabileceğini de ortaya koyuyor. Bu nedenle en sevdiğimiz şarkıyı onuncu kez dinlerken aldığımız keyif, ilk dinleyişteki deneyimin aynısı değil.
İlk dinleyişte bilinmeyen bir melodiyi keşfederiz. Sonraki dinleyişlerde yapısını öğrenir, sevdiğimiz bölümleri bekler ve ayrıntılarını daha iyi fark ederiz. Şarkı kişisel bir anıyla da bağlantılıysa müzik, hafızayı harekete geçirerek deneyimi daha güçlü hale getirebilir.
Bu yüzden aynı şarkıyı tekrar tekrar dinlemek basit bir alışkanlık gibi görünse de arkasında hafıza, aşinalık, beklenti ve ödül mekanizmalarının birlikte çalıştığı oldukça karmaşık bir süreç bulunur.

