Büyük Buhran, 1929’da ABD’de başlayan ve kısa sürede Avrupa başta olmak üzere dünyanın büyük bölümünü etkileyen uzun süreli ekonomik çöküş dönemidir. Sanayi üretiminin gerilemesi, bankaların iflas etmesi, işsizliğin yükselmesi, fiyatların düşmesi ve dünya ticaretinin daralması krizin temel sonuçlarını oluşturdu.
Federal Reserve History, ABD’deki Büyük Buhran’ın 1929‘da başlayıp II. Dünya Savaşı döneminde sona erdiğini belirtiyor. ABD ekonomisinin toplam üretimi yaklaşık yüzde 30 gerilerken işsizlik 1933’te yüzde 25’e ulaştı. Kriz, 1930’ların ortalarında bazı alanlarda toparlanma görülmesine rağmen uzun süre devam etti.
Büyük Buhran’ı anlamak için 1929 Borsa Çöküşü’nü bilmek önemli olsa da olayın tamamı borsadaki düşüşten ibaret değildir. Finansal panik, banka iflasları, para arzındaki daralma, deflasyon ve altın standardının yarattığı uluslararası baskılar krizin büyümesinde birlikte rol oynadı.
Büyük Buhran ne zaman başladı?
Büyük Buhran’ın başlangıcı 1929 olarak kabul edilir. ABD ekonomisindeki genişleme 1929 yazında sona erdi ve ekonomik faaliyet düşmeye başladı. Aynı yılın ekim ayında New York Borsası’ndaki sert satış dalgası krizin en bilinen aşamasını oluşturdu.
Federal Reserve History’ye göre ABD ekonomisi Ağustos 1929’da zirve yaptı. Borsa çöküşünün ardından daralma hızlandı ve 1930-1933 arasında birbirini izleyen finansal krizler ortaya çıktı. Ekonomik daralmanın en ağır noktası Mart 1933’te bankacılık sisteminin çöküşüyle görüldü.
1929 Borsa Çöküşü
1929’un ekim ayında New York Borsası’nda yoğun satışlar başladı. 24 Ekim 1929, tarihe Kara Perşembe olarak geçti. 28 Ekim’de Dow Jones yaklaşık yüzde 13, 29 Ekim’de ise yaklaşık yüzde 12 geriledi.
Borsadaki düşüş yatırımcıların servetini azalttı ve ekonomik güveni sarstı. Hisse senedi satın almak için borç kullanan yatırımcılar fiyatların düşmesiyle borçlarını karşılamak amacıyla satış yapmak zorunda kaldı. Bu satışlar fiyatların daha fazla düşmesine yol açtı.
Borsa çöküşü krizin başlangıç noktalarından biri oldu. Büyük Buhran’ı yıllarca süren bir ekonomik çöküşe dönüştüren gelişmeler ise 1930’dan sonra ortaya çıktı.
Büyük Buhran’ın Sebepleri
Büyük Buhran’ın arkasında birbirini güçlendiren çok sayıda ekonomik sorun bulunuyordu. 1920’lerdeki hızlı kredi genişlemesi ve spekülasyon, bankacılık sisteminin kırılganlığı, Federal Reserve’in para politikası, altın standardı ve uluslararası borç ilişkileri krizin derinleşmesinde etkili oldu.
Ekonomi tarihçileri nedenler konusunda farklı ağırlıklar verse de günümüzde Büyük Buhran’ın tek bir olayla açıklanamayacağı konusunda geniş bir değerlendirme bulunuyor. NBER’de yayımlanan çalışmalar özellikle para politikası, altın standardı, deflasyon ve bankacılık krizleri arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor.
1920’lerdeki ekonomik büyüme ve kredi genişlemesi
I. Dünya Savaşı sonrasında ABD ekonomisi hızlı bir büyüme dönemine girdi. Otomobil, elektrikli ev aletleri, radyo ve diğer tüketim ürünleri yaygınlaştı. Fabrikalar üretim kapasitesini artırırken tüketici kredileri de genişledi.
Borsa bu iyimser ortamdan büyük ölçüde yararlandı. Federal Reserve History’ye göre Dow Jones Sanayi Endeksi 1921‘de 63 seviyesinden 1929‘da 381‘e yükseldi. Hisse fiyatlarındaki yükseliş, yatırımcıların daha fazla borçlanarak piyasaya girmesine katkıda bulundu.
Bu ortamda ekonomik büyüme ile finansal spekülasyon birbirini beslemeye başladı.
Borsa spekülasyonu ve borçlanma
1920’lerin sonlarında yatırımcılar hisse senetlerini satın almak için yüksek miktarda borç kullanabiliyordu. Bu yöntem, yatırımcının kendi parasından daha büyük bir pozisyon almasını sağlıyordu.
Hisse fiyatları yükseldiği sürece borçla yatırım yapmak yüksek kazanç sağlayabiliyordu. Fiyatlar düşünce aynı mekanizma zararları büyüttü. Hisselerin değeri borcun altına düştüğünde yatırımcılar satış yapmak zorunda kaldı.
Böylece piyasadaki satış baskısı daha da arttı. Borsa çöküşü, finansal sistemdeki diğer kırılganlıklarla birleştiğinde ekonomik daralmayı hızlandırdı.
Bankacılık krizleri
Büyük Buhran’ın en önemli dönüm noktalarından biri 1930’da başlayan banka panikleri oldu.
Federal Reserve History, 1929’daki borsa çöküşünden yaklaşık bir yıl sonra ortaya çıkan banka krizlerinin ABD ekonomisinin toparlanma ihtimalini ortadan kaldırdığını belirtiyor. Kasım 1930’dan itibaren çok sayıda bankada yaşanan sorunlar, insanların bankalardaki paralarını çekmek için şubelere yönelmesine neden oldu.
Bankalar aynı anda çok sayıda müşterinin parasını çekmek istemesi karşısında zorlandı. Bankaların kapanması insanların tasarruflarını kaybetmesine, şirketlerin kredi bulmakta zorlanmasına ve ekonomik faaliyetlerin daha da gerilemesine yol açtı.
1931-1933 döneminde bölgesel banka panikleri ulusal bir finansal krize dönüştü. Krizin en ağır aşamasında ABD bankacılık sistemi büyük ölçüde durma noktasına geldi.
Para arzının daralması ve deflasyon
Bankaların iflas etmesiyle ekonomide dolaşan para miktarı da azaldı. Federal Reserve History’ye göre 1930 sonbaharından 1933 kışına kadar ABD‘deki para arzı yaklaşık %30 daraldı.
Bu gelişme deflasyon olarak adlandırılan fiyat düşüşünü hızlandırdı. Ürünlerin ve hizmetlerin fiyatları gerilerken insanların ve şirketlerin borçları aynı hızda azalmadı. Böylece borçların gerçek ekonomik yükü arttı.
Şirketler yatırım ve üretim kararlarını erteledi. Tüketiciler harcamalarını azalttı. Üretimin düşmesi işsizliği artırdı; işsizliğin artması da tüketimi daha fazla azalttı.
Ekonomi böylece kendi içinde birbirini besleyen bir daralma döngüsüne girdi.
Altın standardı ve uluslararası ekonomik sistem
Büyük Buhran’ın dünya çapında yayılmasında altın standardı önemli rol oynadı. Dönemin birçok ülkesi para birimlerinin değerini altına bağlıyordu. Bu sistem, merkez bankalarının kriz dönemlerinde para politikasını bugünkü kadar serbest biçimde kullanmasını engelliyordu.
Ekonomi tarihçisi Barry Eichengreen’in NBER’de yayımlanan çalışmalarına göre altın standardı, 1930’ların başındaki deflasyonist baskıları ülkeler arasında taşıyan ve hükümetlerin krize karşı hareket alanını daraltan temel unsurlardan biriydi.
ABD’nin faizleri yükseltmesi ve diğer ülkelerin altın rezervlerini korumaya çalışması, dünya ekonomisinde para ve kredi koşullarının sıkılaşmasına katkıda bulundu. Kriz böylece ABD sınırlarının dışına yayıldı.
Büyük Buhran dünyaya nasıl yayıldı?
ABD ekonomisi dünya ekonomisiyle yoğun ticari ve finansal bağlantılara sahipti. Bu nedenle Amerikan ekonomisindeki daralma kısa sürede Avrupa’ya ve diğer bölgelere yansıdı.
Özellikle I. Dünya Savaşı sonrasında ABD’den kredi alan Avrupa ülkeleri, Amerikan finans sistemindeki daralmadan doğrudan etkilendi. Bankacılık krizleri ve altın standardının yarattığı para politikası baskısı uluslararası ekonomik daralmayı daha da güçlendirdi.
Avrupa ekonomilerindeki kriz
Almanya, Avusturya ve Orta Avrupa’daki diğer ekonomiler ABD’deki finansal daralmadan ağır biçimde etkilendi. Almanya’nın savaş sonrası ekonomik yapısı dış kredilere büyük ölçüde bağımlıydı.
ABD’den gelen kredilerin azalması Avrupa’daki bankacılık sistemini ve şirketleri zorladı. 1931’de Avrupa’daki finansal kriz uluslararası boyuta ulaştı ve altın standardına bağlı ülkelerdeki baskı arttı.
Bu dönemde uluslararası finans sistemi, ülkelerin kendi içindeki ekonomik sorunları birbirine taşıyan bir mekanizma haline geldi.
Dünya ticaretinin daralması
Ekonomik kriz derinleştikçe ülkeler kendi üreticilerini korumak için ithalata daha yüksek gümrük vergileri uygulamaya başladı. ABD’nin Smoot-Hawley Tarife Yasası ile 1930’da çok sayıda ithal ürüne yüksek gümrük vergileri getirmesi bu politikanın en bilinen örneklerinden biri oldu.
NBER araştırmaları, 1930’larda korumacı ticaret politikalarının birçok ülkede yaygınlaştığını ve altın standardında kalan ülkelerin gümrük vergileri, ithalat kotaları ve döviz kontrollerine daha fazla başvurduğunu gösteriyor.
Ticaret engellerinin artması uluslararası mal alışverişini daralttı. Bu gelişme, sanayi üretimindeki gerilemenin dünya ekonomisindeki etkisini daha da büyüttü.
Büyük Buhran’ın ABD’deki etkileri
Büyük Buhran’ın ABD’deki ekonomik etkileri 1930’ların ilk yarısında en yüksek seviyeye ulaştı. Sanayi üretimi geriledi, şirketler kapandı ve milyonlarca insan işini kaybetti.
Federal Reserve History verilerine göre ABD’nin gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık yüzde 30 azaldı ve işsizlik oranı 1933’te yüzde 25’e ulaştı.
İşsizlik ve yoksulluk
İşsizlikteki artış Büyük Buhran’ın toplum üzerindeki en görünür sonuçlarından biriydi. İşini kaybeden insanların gelirleri düştü ve ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılaması zorlaştı.
Kentlerde işsizlerin uzun kuyruklar oluşturduğu yardım merkezleri ve aşevleri dönemin sembollerinden biri haline geldi. Evlerini kaybeden insanlar daha ucuz konutlara taşındı veya başka şehirlerde iş aramaya başladı.
Ekonomik kriz toplumsal hayatı da etkiledi. Federal Reserve History, Büyük Buhran’ın evlilik oranları gibi demografik göstergelerde bile düşüşlere yol açtığını belirtiyor.
Tarım sektöründeki çöküş
Tarım sektörü de krizden ağır biçimde etkilendi. Ürün fiyatlarının düşmesi çiftçilerin gelirlerini azalttı. Borçlarını ödemekte zorlanan çiftçiler tarlalarını ve çiftliklerini kaybetti.
ABD’nin bazı bölgelerinde ekonomik sıkıntılara Dust Bowl olarak bilinen şiddetli kuraklık ve toprak erozyonu da eklendi. 1930’ların ortalarında özellikle Great Plains bölgesindeki tarım arazileri büyük zarar gördü.
Bu gelişmeler kırsal nüfusun başka bölgelere göçünü hızlandırdı.
Büyük Buhran nasıl sona erdi?
Büyük Buhran’ın sona ermesi birkaç farklı ekonomik gelişmenin birleşimiyle gerçekleşti. Bankacılık reformları, para politikası değişiklikleri, kamu harcamaları ve savaş ekonomisinin yarattığı üretim artışı toparlanmanın temel aşamalarını oluşturdu.
ABD’de toparlanmanın ilk önemli adımı 1933’te bankacılık sisteminin yeniden düzenlenmesi oldu.
Roosevelt ve New Deal programları
Franklin D. Roosevelt’in Mart 1933’te başkanlık görevine başlamasıyla ABD’nin ekonomik politikalarında büyük bir değişim yaşandı. Roosevelt yönetimi New Deal adı verilen kapsamlı programları uygulamaya koydu.
Programlar bankacılık sistemini düzenlemeyi, işsizlere gelir sağlamayı, tarımı desteklemeyi ve ekonomik faaliyetleri canlandırmayı hedefliyordu.
1933’teki Bank Holiday, bankacılık işlemlerinin geçici olarak durdurulmasını ve bankaların mali durumlarının incelenmesini sağladı. Ardından finans sisteminin güvenilirliğini artıran yeni yasalar yürürlüğe girdi.
Bankacılık reformları
1933 tarihli Banking Act, ticari bankacılık ile yatırım bankacılığı arasındaki faaliyetleri sınırlandıran düzenlemeler getirdi. Yasa, günümüzde Glass-Steagall Act olarak bilinen düzenlemelerin temelini oluşturdu.
Aynı dönemde Federal Deposit Insurance Corporation (FDIC) kuruldu. Mevduat sigortası, insanların bankalara yatırdığı paranın belirli bir miktara kadar devlet güvencesi altında olmasını sağladı.
Federal Reserve History, 1930’ların bankacılık reformlarının ABD finans sistemini yeniden şekillendirdiğini ve Federal Reserve’in modern merkez bankası yapısının oluşmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor.
Kamu yatırımları ve istihdam programları
New Deal döneminde devlet altyapı projelerine ve istihdam programlarına büyük kaynak ayırdı. Yollar, köprüler, barajlar, okullar ve diğer kamu yapıları için yapılan yatırımlar işsizlere çalışma imkânı sağladı.
Çalışanların elde ettiği gelir ekonomiye yeniden girdi. Tüketim arttıkça işletmelerin satışları ve üretimleri de toparlanmaya başladı.
New Deal, ekonomik toparlanmanın önemli bir parçası oldu. Buna rağmen ABD ekonomisi 1930’ların ortasında tam istihdam seviyesine ulaşmadı.
II. Dünya Savaşı’nın Büyük Buhran üzerindeki etkisi
1939’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla savaş malzemelerine yönelik küresel talep hızla yükseldi. ABD’nin 1941’de savaşa katılması ekonomiyi çok büyük bir savaş üretim programına dönüştürdü.
Federal hükümet fabrikalara uçak, gemi, araç, silah ve mühimmat üretmeleri için büyük siparişler verdi. Üretim kapasitesi hızla arttı ve milyonlarca insan işgücüne katıldı.
Federal Reserve History, ABD’de tam üretim ve istihdam seviyelerine dönüşün II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleştiğini belirtiyor. Bu nedenle Büyük Buhran’ın sona ermesi New Deal ile başlayan toparlanma ile savaş ekonomisinin oluşturduğu olağanüstü üretim talebinin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.
Büyük Buhran ile 2008 krizi arasındaki farklar
2008 küresel finans krizi, Büyük Buhran’dan sonra yaşanan en önemli finansal krizlerden biri olarak kabul edilir. İki kriz arasında bazı benzerlikler bulunsa da ekonomik kurumların ve merkez bankalarının krizlere müdahale araçları büyük ölçüde değişmiştir.
Federal Reserve History, 2007-2009 dönemindeki Büyük Durgunluk’un II. Dünya Savaşı sonrasındaki en uzun ABD ekonomik daralması olduğunu belirtiyor. Büyük Buhran ise çok daha uzun ve derin bir ekonomik çöküş oluşturdu.
Merkez bankalarının kriz yönetimi
1929-1933 döneminde Federal Reserve’in banka panikleri sırasında yeterli ölçekte likidite sağlamaması Büyük Buhran’ın derinleşmesinde önemli rol oynadı. Para arzının sert biçimde daralması deflasyonu ve banka iflaslarını ağırlaştırdı.
2008 krizinde ise merkez bankaları finansal sisteme likidite sağlamak, faizleri düşürmek ve kredi mekanizmasını desteklemek için çok daha geniş araçlar kullandı.
Bu fark, modern ekonomilerin Büyük Buhran’daki deneyimlerden çıkardığı en önemli derslerden biridir.
Büyük Buhran tekrarlanabilir mi?
Bugün Büyük Buhran benzeri bir ekonomik kriz teorik olarak mümkündür, fakat 1929’daki koşulların aynen tekrarlanması beklenmez. Finansal sistemler, merkez bankaları ve devletlerin kriz yönetimi araçları 1930’lara göre çok daha gelişmiştir.
Günümüzde bankalar daha sıkı denetleniyor, mevduat sigortası uygulanıyor ve merkez bankaları finansal panik sırasında piyasaya likidite sağlayabiliyor. Bu mekanizmalar ekonomik krizlerin kontrolden çıkma ihtimalini azaltıyor.
Bununla birlikte yüksek borçluluk, varlık fiyatlarında aşırı yükseliş, bankacılık sorunları veya küresel finansal bağlantılar yeni ve ağır krizlere yol açabilir.
1929’dan çıkarılan ekonomik dersler
Büyük Buhran’ın en önemli derslerinden biri bankacılık sisteminin güveni ile ekonominin genel sağlığının birbirine bağlı olduğudur.
Bankalar kredi vermeyi bıraktığında şirketler yatırım yapamaz. Şirketler üretimi azalttığında işsizlik yükselir. İşsizliğin artması tüketimi düşürür. Tüketim azalınca şirketlerin satışları geriler. Bu döngü uzun süre devam ettiğinde ekonomik daralma derinleşir.
İkinci önemli ders para politikasının kriz dönemindeki rolüdür. Federal Reserve History, 1930-1933 arasında para arzındaki yaklaşık yüzde 30’luk daralmanın depresyonun ağırlaşmasında önemli bir etken olduğunu belirtiyor.
Üçüncü ders ise uluslararası ekonomik koordinasyonun önemidir. NBER araştırmaları, altın standardının ve ülkelerin birbirinden bağımsız uyguladığı politikaların 1930’larda deflasyonist baskıları güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
Büyük Buhran’ın ekonomi tarihindeki önemi
Büyük Buhran, modern ekonomi politikalarının gelişiminde bir dönüm noktası oldu. Krizden sonra merkez bankacılığı, bankacılık denetimi, mevduat sigortası ve devletin ekonomik krizlerdeki rolü yeniden şekillendi.
1929 Borsa Çöküşü krizin sembolü haline gelse de Büyük Buhran’ın asıl hikâyesi çok daha kapsamlıdır. Borsa çöküşünü bankacılık krizleri, para arzındaki daralma, deflasyon, uluslararası finans sistemindeki sorunlar ve ticaretin gerilemesi izledi.
Kriz, 1933’te bankacılık sisteminin en ağır aşamasına ulaştı. New Deal dönemindeki reformlar finans sistemini yeniden düzenledi ve ekonomik toparlanmayı destekledi. 1937-1938’de yeni bir daralma yaşandı. Tam üretim ve istihdam seviyelerine ise II. Dünya Savaşı döneminde ulaşıldı.
Büyük Buhran bugün hâlâ ekonomi tarihinin en önemli krizlerinden biri olarak inceleniyor. Bunun temel nedeni, finansal panik, para politikası, bankacılık sistemi, uluslararası ticaret ve devlet müdahalesinin aynı kriz içinde nasıl birbirini etkileyebildiğini açık biçimde göstermesidir.

