Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Eski Fotoğraflar Neden Sararır ve Solar?

Eski fotoğrafların zamanla neden sarardığı ve solduğu; ışık, nem, sıcaklık, kimyasal kalıntılar ve fotoğraf yapısının etkileriyle anlatılıyor.

Eski Fotoğraflar Neden Sararır ve Solar?

Eski Fotoğraflar Zamanla Neden Sararır ve Solar? 

Eski bir fotoğraf albümü açıldığında yıllar önce beyaz olan kâğıtların sarardığı, siyah-beyaz görüntülerin kahverengiye döndüğü veya renkli fotoğrafların solduğu görülebilir. Bu değişim, fotoğrafın yaşlanmasıyla ortaya çıkan tek bir kimyasal tepkimeyle açıklanamaz.

Fotoğraflar; kâğıt, cam veya plastik bir taşıyıcı, görüntüyü oluşturan gümüş ya da renk boyaları ve bunları taşıyan farklı katmanlardan meydana gelir. Zaman içinde ışık, sıcaklık, nem, hava kirleticileri ve üretim sırasında kullanılan kimyasallar bu malzemeleri etkileyebilir. Fotoğrafın hangi yöntemle üretildiği de yaşlanma biçimini belirler.

Bu nedenle eski bir fotoğrafın sararması, solması veya kahverengileşmesi aslında fotoğrafın yapısında meydana gelen bir dizi kimyasal ve fiziksel değişimin sonucudur.

Fotoğrafın yapısı bozulmanın şeklini belirler 

Fotoğrafların neden farklı biçimlerde yaşlandığını anlamak için önce nasıl oluşturulduklarına bakmak gerekir. Geleneksel fotoğraf baskılarında görüntü, kâğıdın üzerine sürülmüş basit bir mürekkep tabakasından oluşmaz.

Kanada Koruma Enstitüsü (Canadian Conservation Institute), fotoğraf malzemelerinin farklı katmanlardan meydana geldiğini ve bu katmanların kullanılan fotoğraf işlemine göre değiştiğini belirtiyor. Siyah-beyaz gümüş jelatin baskılarda görüntüyü mikroskobik gümüş parçacıkları oluştururken renkli fotoğraflarda farklı boya katmanları kullanılır.

Bu yapı, fotoğrafın zaman içinde hangi biçimde bozulacağını da etkiler.

Siyah-beyaz fotoğraflarda gümüş değişime uğrar 

20. yüzyılın büyük bölümünde kullanılan siyah-beyaz gümüş jelatin fotoğraflarda görüntü, jelatin tabakası içindeki mikroskobik gümüş parçacıklarıyla oluşturulur.

Gümüş uygun koşullarda oldukça kararlı bir malzemedir. Çevredeki oksitleyici maddelerle tepkimeye girdiğinde ise gümüş iyonları oluşabilir. Bu iyonlar jelatin tabakası içinde hareket ederek görüntünün yapısını değiştirebilir.

Kanada Koruma Enstitüsü, bu sürecin görüntünün solmasına ve renk değiştirmesine yol açabildiğini; gümüşün yüzeye taşınması durumunda ise gümüş aynalanması (silver mirroring) adı verilen metalik bir görünümün ortaya çıkabildiğini belirtiyor.

Sararmanın kimyasal mekanizması deneylerle incelendi

Fotoğrafların sararması uzun süredir konservatörlerin gözlemlediği bir durum. Son yıllarda yapılan çalışmalar ise bu değişimin arkasındaki kimyasal süreçleri doğrudan incelemeye başladı.

2017 yılında Jacqueline Moon ve Katherine Curran tarafından Heritage Science dergisinde yayımlanan A Study of the Relationship Between the Migration of Image Silver and Perceived Yellowing of Silver Gelatine Photographs (Görüntü gümüşünün hareketi ile gümüş jelatin fotoğraflardaki algılanan sararma arasındaki ilişki) başlıklı araştırma bu konuda önemli bir örnek oluşturuyor. Araştırmacılar, İngiltere’nin ulusal arşivi The National Archives bünyesinde gerçekleştirilen çalışmada yapay olarak yaşlandırılmış gümüş jelatin fotoğraflarını inceledi.

Araştırmada iyi işlenmiş fotoğraf örneklerinin yaşlandırma sonrasında daha fazla sarardığı görüldü. Elektron mikroskobu incelemeleri, bu sararmanın kolloidal gümüş oluşumuyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Yetersiz yıkanmış örneklerde ise farklı bir kimyasal değişim gözlendi ve gümüş sülfür oluşumuyla bağlantılı daha kırmızı ve koyu bir görünüm ortaya çıktı.

Bu deney önemli çünkü sararmanın yalnızca “eski kâğıdın rengi değişti” şeklinde açıklanamayacağını gösteriyor. Görüntünün kendisini oluşturan gümüş de zaman içinde kimyasal değişime uğrayabiliyor.

Fotoğrafın üretimindeki kimyasallar yıllar sonra etkisini gösterebilir 

Fotoğrafın uzun ömürlü olması, baskının üretildiği sıradaki işlemlere de bağlıdır.

Geleneksel siyah-beyaz fotoğraf işleminde görüntünün oluşturulması, geliştirilmesi, sabitlenmesi ve yıkanması gibi aşamalar bulunur. Bu işlemlerden sonra bazı kimyasal kalıntılar fotoğrafta kalırsa ilerleyen yıllarda görüntünün dayanıklılığı etkilenebilir.

Kanada Koruma Enstitüsü, özellikle sabitleme işleminde kullanılan kimyasalların yeterince uzaklaştırılmamasının fotoğrafın kalıcılığını ciddi biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Kalıntı hâlindeki sabitleyici tuzlar zaman içinde fotoğrafın renk değiştirmesine ve görüntünün bozulmasına katkıda bulunabiliyor.

Bu nedenle aynı dönemde basılmış iki fotoğraf, benzer koşullarda saklansa bile aynı hızda bozulmayabilir.

Işık fotoğrafların rengini soldurur 

Fotoğrafların yaşlanmasında en kolay fark edilen etkenlerden biri ışıktır.

Güneş ışığı ve özellikle ultraviyole ışınımı, fotoğraftaki bazı renk maddelerinin kimyasal yapısını bozabilir. Bu etki zaman içinde renklerin solmasına ve fotoğrafın genel görünümünün değişmesine yol açar.

Amerikan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress), ABD’nin ulusal kütüphanesi ve büyük bir araştırma koleksiyonuna sahip kurum olarak fotoğraf malzemelerinin korunması konusunda da kapsamlı rehberler yayımlıyor. Kurumun koruma çalışmalarında ışığa maruz kalmanın fotoğraf malzemelerinde birikimli hasara yol açabileceği belirtiliyor.

Bu nedenle yıllarca güneş alan bir çerçevedeki fotoğrafın, karanlık bir albümde saklanan fotoğrafa göre daha fazla solması beklenir.

Nem ve sıcaklık bozulmayı hızlandırır 

Fotoğrafın bulunduğu ortam da en az ışık kadar önemlidir. Yüksek sıcaklık kimyasal tepkimeleri hızlandırırken yüksek bağıl nem fotoğrafın bazı katmanlarının fiziksel ve kimyasal özelliklerini değiştirebilir.

Kanada Koruma Enstitüsü, yüksek sıcaklık ve nemin fotoğraf malzemelerindeki bozulmayı hızlandırdığını; hava kirliliğinin de görüntüye zarar verebildiğini belirtiyor. Kurum, fotoğrafların kararlı sıcaklık ve nem koşullarında saklanmasını öneriyor.

Nem ayrıca küf oluşumuna zemin hazırlayabilir. Bu nedenle fotoğraf albümlerini nemli bodrumlarda veya sıcaklığın çok yükseldiği ortamlarda saklamak uzun vadeli koruma açısından risklidir.

Renkli fotoğraflar farklı biçimde solar 

Renkli fotoğrafların yaşlanma süreci siyah-beyaz baskılardan farklıdır. Renkli görüntülerde çeşitli boyalar kullanıldığı için zaman içinde bu boyaların kimyasal yapısı değişebilir.

Kanada Koruma Enstitüsü, kromojenik renkli fotoğraflarda görüntünün farklı boya katmanlarından oluştuğunu ve bu boyaların hem ışık altında hem de karanlıkta zaman içinde solabildiğini belirtiyor.

Bu durum eski renkli fotoğraflarda belirgin bir renk dengesizliği oluşturabilir. Bazı boyalar diğerlerinden daha hızlı bozulduğunda fotoğrafın başlangıçtaki renkleri değişir ve görüntü sarı, kırmızı veya kahverengi ağırlıklı görünmeye başlayabilir.

Fotoğraf konservasyonu da bilimsel araştırmalara dayanıyor 

Eski fotoğrafların nasıl korunacağını belirlemek için yalnızca görsel gözlem yeterli görülmüyor. Fotoğrafın hangi işlemle üretildiğini ve kimyasal yapısını belirlemek için laboratuvar analizleri de kullanılıyor.

Getty Conservation Institute, 2001’den bu yana sürdürdüğü Photographic Processes Research projesiyle farklı fotoğraf süreçlerinin kimyasal yapısını belirlemek için analitik yöntemler geliştiriyor. Projede geliştirilen yöntemler müzeler, arşivler ve fotoğraf koleksiyonlarıyla yürütülen koruma çalışmalarında kullanılıyor.

Bu çalışmalar önemli çünkü her eski fotoğrafa aynı koruma yöntemini uygulamak mümkün değil. Fotoğrafın üretim süreci belirlendiğinde hangi malzemelerin hassas olduğu ve hangi koşullarda saklanması gerektiği daha doğru biçimde anlaşılabiliyor.

Eski fotoğrafların sararması zamanın kimyasal izidir 

Eski bir fotoğrafın sararması veya solması, tek başına kâğıdın yaşlanmasıyla açıklanabilecek basit bir değişim değildir. Işık, sıcaklık, nem, hava kirleticileri, üretim sırasında kalan kimyasallar ve görüntüyü oluşturan gümüş veya boyaların yapısı birlikte rol oynayabilir.

Özellikle gümüş jelatin fotoğraflar üzerinde yapılan deneyler, görüntüyü oluşturan gümüşün zaman içinde hareket edebildiğini ve bu değişimin fotoğrafta gözle görülen sararma ile ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle eski bir fotoğraftaki sarı veya kahverengi ton, geçmişin basit bir görüntüsü olmanın ötesinde, fotoğrafın üretim sürecini, malzeme yapısını ve yıllar boyunca maruz kaldığı çevreyi de yansıtır.