Rudyard Kipling’in “If—” şiiri, İngiliz edebiyatının en tanınmış şiirlerinden biridir. 1910 yılında yayımlanan şiir; sabır, özdenetim, başarısızlık karşısında yeniden başlayabilme, başarı karşısında ölçüyü koruma ve insanın kendi karakterine sadık kalması gibi temaları işler.
Şiirin Türkiye’deki hikâyesi ise Bülent Ecevit ile ayrı bir anlam kazanır. Ecevit, Kipling’in şiirini Türkçeye “Adam Olmak” başlığıyla aktarmıştır. Böylece İngilizce “If—” adıyla başlayan şiir, Türkçede son dizedeki temel düşünceyi öne çıkaran farklı bir başlıkla yaşamaya devam etmiştir.
Bu makalede önce Kipling’in şiirinin ortaya çıkışını ve ne anlattığını ele alacağız. Ardından şiirin özgün İngilizce metnini ve doğrudan Türkçe anlam aktarımını kıta kıta karşılaştıracağız. Son bölümde ise Bülent Ecevit’in “Adam Olmak” çevirisine bakarak bazı önemli kelime ve ifade seçimlerinin şiiri Türkçede nasıl yeniden şekillendirdiğini inceleyeceğiz.
Rudyard Kipling ve “If—” Şiirinin Ortaya Çıkışı
Rudyard Kipling, 1865 yılında Bombay’da doğan İngiliz yazar ve şairdir. 1907 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Kipling, özellikle The Jungle Book, Kim ve Just So Stories gibi eserleriyle tanınır.
“If—” şiiri, Kipling’in 1910 yılında yayımlanan Rewards and Fairies kitabında yer aldı. Şiir, kitapta “Brother Square-Toes” hikâyesinin ardından bulunuyordu. Kipling Society’nin şiir üzerine hazırladığı kaynakta da eserin 1910 yılında Rewards and Fairies içinde yayımlandığı belirtilir.
Şiirin esin kaynağı konusunda en önemli bilgi Kipling’in kendisinden gelir. Kipling, ölümünden sonra yayımlanan otobiyografisi Something of Myself içinde “If—” şiirinin Leander Starr Jameson’ın karakterinden esinlendiğini açıkça belirtmiştir. Kipling Society de bu açıklamayı şiirin kökenine ilişkin temel bilgi olarak kabul eder.
Jameson, 1895 yılında Transvaal Cumhuriyeti’ne yönelik başarısız Jameson Baskını’nın lideriydi. Baskının ardından tutuklanıp yargılanmış, daha sonra Güney Afrika siyasetine dönmüş ve 1904-1908 yılları arasında Cape Colony başbakanlığı yapmıştır.
Kipling’in Jameson’a duyduğu hayranlık, onun siyasi faaliyetlerinin bütün yönlerini onayladığı anlamına gelmez. Şiirde öne çıkan soğukkanlılık, dayanıklılık ve baskı altında karakterini koruma gibi özelliklerin Jameson’ın kişiliğinden esinlendiği düşünülür.
“If—” Şiiri Ne Anlatıyor?
“If—”, bir babanın oğluna verdiği öğütler biçiminde yazılmıştır. Dört kıta boyunca insanın hayatın farklı sınavları karşısında nasıl davranması gerektiği anlatılır.
İlk kıtada özdenetim öne çıkar. Çevresindeki insanlar paniğe kapıldığında sakin kalmak, başkaları kendisinden şüphe ederken kendisine güvenmek ve beklemek gerektiğinde sabırlı olmak şiirin ilk sınavlarıdır.
İkinci kıta başarı ve başarısızlığa karşı aynı mesafeyi korumayı anlatır. Kipling, Zafer ile Felaketi iki “sahtekâr” olarak nitelendirir. İnsan kazandığında kendisini zaferle özdeşleştirmemeli, kaybettiğinde de hayatını kaybın etrafında kurmamalıdır.
Üçüncü kıtada yeniden başlama fikri öne çıkar. Bütün kazançlarını kaybetmek, şiirin insan için tasarladığı en ağır sınavlardan biridir. Buna rağmen yeniden başlamak ve kaybın ağırlığı altında ezilmemek gerekir.
Son kıtada insanın toplum içindeki duruşu ele alınır. Kalabalıklarla birlikteyken karakterini korumak, güçlü insanların yanında sıradan insanlarla bağını kaybetmemek ve dostların ya da düşmanların kişinin davranışlarını belirlemesine izin vermemek gerekir.
Bütün bu koşullar şiirin son iki dizesinde bir sonuca bağlanır:
“Yours is the Earth and everything that’s in it,
And—which is more—you’ll be a Man, my son!”
Yani şiirin sonunda dünya üzerindeki başarıların ötesinde daha büyük bir kazanım vardır: olgun bir insan olmak.
“Eğer” Şiirinin Özgün Metni ve Türkçe Anlamı
Şiirin yapısını daha iyi görmek için aşağıda Rudyard Kipling’in özgün İngilizce metnini ve her dizeye karşılık gelecek şekilde hazırlanmış doğrudan Türkçe anlam aktarımını veriyoruz.
Türkçe metin Bülent Ecevit’in çevirisi değildir. İngilizce özgün metindeki anlamı mümkün olduğunca doğrudan aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Böylece ilerleyen bölümde Ecevit’in “Adam Olmak” çevirisindeki kelime ve ifade seçimlerini özgün metinle karşılaştırmak mümkün olacaktır.
IF
If you can keep your head when all about you
Are losing theirs and blaming it on you,
If you can trust yourself when all men doubt you,
But make allowance for their doubting too;
If you can wait and not be tired by waiting,
Or being lied about, don’t deal in lies,
Or being hated, don’t give way to hating,
And yet don’t look too good, nor talk too wise:
Çevrendeki herkes aklını kaybedip suçu sana yüklerken
Sen sakinliğini koruyabilirsen,
Herkes senden şüphe ederken kendine güvenebilirsen
Ve onların şüphelerine de anlayış gösterebilirsen;
Bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan,
Hakkında yalan söylendiğinde yalanla karşılık vermezsen,
Senden nefret edildiğinde nefrete kapılmazsan
Ve yine de kendini kusursuz göstermeye veya fazla bilgece konuşmaya çalışmazsan;
If you can dream—and not make dreams your master;
If you can think—and not make thoughts your aim;
If you can meet with Triumph and Disaster
And treat those two impostors just the same;
If you can bear to hear the truth you’ve spoken
Twisted by knaves to make a trap for fools,
Or watch the things you gave your life to, broken,
And stoop and build ’em up with worn-out tools:
Hayal kurabilir ve hayallerinin efendin olmasına izin vermezsen;
Düşünebilir ve düşüncelerini hayatındaki tek amaç hâline getirmezsen;
Zafer ve Felaket ile karşılaştığında
Bu iki sahtekâra aynı şekilde davranabilirsen;
Söylediğin bir gerçeğin kötü niyetli insanlar tarafından
Aptallar için bir tuzağa dönüştürülmesine katlanabilirsen;
Hayatını adadığın şeylerin yıkıldığını görüp
Eski ve yıpranmış araçlarla onları yeniden kurabilirsen;
If you can make one heap of all your winnings
And risk it on one turn of pitch-and-toss,
And lose, and start again at your beginnings
And never breathe a word about your loss;
If you can force your heart and nerve and sinew
To serve your turn long after they are gone,
And so hold on when there is nothing in you
Except the Will which says to them: “Hold on!”
Bütün kazançlarını tek bir yığın hâline getirip
Onları bir yazı-tura oyununda tek bir hamlede riske atabilirsen,
Kaybedip yeniden başlangıç noktasından başlayabilirsen
Ve kaybın hakkında tek kelime bile etmezsen;
Kalbini, sinirlerini ve kaslarını
Güçleri tükendikten uzun süre sonra bile sana hizmet etmeye zorlayabilirsen,
İçinde “Dayan!” diyen İradeden başka hiçbir şey kalmadığında
Yine de dayanabilirsen;
If you can talk with crowds and keep your virtue,
Or walk with Kings—nor lose the common touch,
If neither foes nor loving friends can hurt you,
If all men count with you, but none too much;
If you can fill the unforgiving minute
With sixty seconds’ worth of distance run,
Yours is the Earth and everything that’s in it,
And—which is more—you’ll be a Man, my son!
Kalabalıklarla konuşurken erdemini koruyabilirsen,
Krallarla yürürken sıradan insanlarla bağını kaybetmezsen,
Ne düşmanların ne de seni seven dostların seni incitebilirse,
Her insan senin için değer taşıyabilir, fakat hiçbiri gereğinden fazla önem kazanmazsa;
Geri döndürülemeyen bir dakikayı
Altmış saniyelik bir mesafe koşusuyla doldurabilirsen,
Dünya ve içindeki her şey senin olur
Ve bundan daha önemlisi, Oğlum, adam olursun!
Kipling Society’nin yayımladığı özgün metin, şiirin dört kıtadan oluştuğunu ve finalin “you’ll be a Man, my son” dizesiyle tamamlandığını doğrulamaktadır. Bu özgün metin, aşağıdaki karşılaştırmalarda temel alınan İngilizce versiyondur.
Bülent Ecevit’in “Adam Olmak” Çevirisi
Kipling’in şiiri Türkçeye birçok kez aktarılmıştır. Bu çeviriler arasında Bülent Ecevit’in Adam Olmak başlıklı çalışması özel bir yere sahiptir.
Bülent Ecevit’in yazılarını bir araya getiren arşivde şiirin 10 Haziran 1956 tarihli Ulus gazetesinde yayımlandığı ve altında “Çeviren Bülent ECEVİT” imzasının bulunduğu görülür. Özgür Çavuşoğlu’nun Ecevit’in çevirisini incelediği akademik çalışmada ise farklı bir yayın tarihi verilmektedir. Bu nedenle makalede 1956 tarihli gazete nüshasını birincil kaynak olarak esas almak daha sağlıklı olacaktır.
Ecevit’in çevirisini ilginç hâle getiren temel nokta, İngilizce ifadeleri kelime kelime Türkçeye aktarmak yerine, çoğu yerde Türkçede aynı düşünceyi karşılayacak ifadeler seçmesidir. Bu tercihleri birkaç kısa örnek üzerinden görmek mümkün.
“If” Neden “Adam Olmak” Oldu?
Ecevit’in başlık tercihini anlamak için şiirin sonuna bakmak yeterlidir.
Kipling şiire “If—” adını verir. Türkçedeki doğrudan karşılığı “Eğer”dir. Şiirin tamamı da bu kelimenin oluşturduğu koşullar üzerine kuruludur. Her kıtada yeni bir “eğer” gelir ve bütün koşullar finalde tek bir sonuca bağlanır:
“You’ll be a Man, my son!”
Ecevit bu sonucu başlığa taşır ve şiiri “Adam Olmak” adıyla Türkçeye aktarır.
Dolayısıyla başlık tercihi şiirin anlamından kopuk değildir. Kipling’in yapısı:
Eğer → koşullar → adam olmak
şeklinde ilerler.
Ecevit ise sonucu başlığa alarak:
Adam olmak → bu sonuca götüren koşullar
şeklinde bir okuma zemini oluşturur.
Bu nedenle “Adam Olmak”, “If—” başlığından uzaklaşan rastgele bir isimlendirme olarak görülmemeli. Şiirin son dizesi düşünüldüğünde Ecevit’in tercihi oldukça anlaşılır hâle gelir.
“Keep Your Head”: “Kendine Hâkim Olmak”
İlk dizedeki:
“If you can keep your head”
ifadesi kelime kelime çevrildiğinde “başını koruyabilirsen” gibi anlamsız bir Türkçe ortaya çıkar. İngilizcedeki deyim, baskı altında soğukkanlılığını korumak anlamına gelir.
Ecevit bunu Türkçede:
“Sen kendine hâkim olursan eğer”
şeklinde karşılar.
Burada çevirmenin yaptığı şey İngilizce deyimi Türkçeye taşımak yerine anlam eşdeğerliği kurmaktır. “Keep your head” ile “kendine hâkim olmak” aynı kelimelerden oluşmaz; fakat şiirdeki işlevleri büyük ölçüde aynıdır.
Çeviri üzerine yaptığı incelemede Özgür Çavuşoğlu da Ecevit’in bu tür tercihlerinde kaynak metindeki ifadeleri Türkçenin kullanım biçimlerine göre dönüştürdüğünü ve çeşitli deyiş kaydırmaları yaptığını belirtir.
“Triumph and Disaster”: “Zafer ve Bozgun”
İkinci kıtada Kipling, insanın karşılaşabileceği iki uç durumu yan yana getirir:
“Triumph and Disaster”
Bunların ardından iki kavramı:
“those two impostors”
olarak tanımlar.
Buradaki “impostor” sözcüğü, kişinin gerçek değerini olduğundan farklı gösteren aldatıcı bir görüntü fikrini taşır. Zafer insanı kendisini olduğundan büyük görmeye, felaket ise kendisini tamamen başarısız kabul etmeye sürükleyebilir.
Ecevit “Disaster” için “bozgun” kelimesini tercih eder. Böylece:
“Triumph and Disaster”
ifadesi Türkçede:
“Zafer ve bozgun”
hâline gelir.
“Bozgun” sözcüğü “felaket”ten daha belirgin biçimde yenilgi ve mücadele çağrışımı taşır. Bu seçim, şiirin dayanıklılık ve mücadele eksenini Türkçede daha belirgin kılar.
“Pitch-and-Toss”: “Yazı-Tura”
Üçüncü kıtadaki en ilginç kültürel uyarlamalardan biri şudur:
“And risk it on one turn of pitch-and-toss”
“Pitch-and-toss”, İngilizcede paranın havaya atılmasıyla oynanan bir şans oyununa gönderme yapar. Ecevit, İngiliz okuyucu için tanıdık olan bu ifadeyi Türkçede:
“Bir yazı-turada kaybetsen bile”
şeklinde karşılar.
Burada kültürel aktarım çok açık biçimde görülür. Ecevit, yabancı oyun adını açıklamak yerine Türk okuyucunun bildiği yazı-tura ifadesini kullanır.
Bu nedenle çeviri, sözlük karşılığından çok okuyucunun zihninde oluşturacağı anlam üzerinden kurulmuştur.
“Common Touch”: “Halkla Kaynaşmak”
Dördüncü kıtada Kipling şöyle der:
“Or walk with Kings—nor lose the common touch”
Buradaki “common touch”, sıradan insanlarla doğal ilişki kurabilme ve toplumun diğer kesimleriyle bağını kaybetmeme anlamı taşır.
Ecevit bunu:
“Kırallarla dolaşıp alçak gönüllü olabilirsen”
ifadesiyle karşılar.
Bir önceki dizedeki:
“Halkla kaynaşıp asil kalabilir”
ifadesiyle birlikte okunduğunda Ecevit’in Türkçesinde güçlü bir karşıtlık oluşur: halk ve krallar, kaynaşmak ve asalet, alçak gönüllülük ve güç.
Böylece Kipling’in İngiliz toplumundaki sınıfsal çağrışımı, Ecevit’in Türkçesinde daha belirgin bir toplumsal ilişki üzerinden okunabilir.
Ecevit’in Son Dokunuşu
Şiirin bütün yapısını anlamak için en önemli karşılaştırma finaldedir.
Kipling:
“you’ll be a Man, my son!”
Ecevit:
“Üstelik, oğlum, adam oldun demektir.”
Kipling’in “you’ll be” yapısı gelecekte gerçekleşecek bir sonucu ifade eder. Ecevit ise “oldun demektir” diyerek bu sonucu tamamlanmış bir durum şeklinde kurar.
Bu küçük görünen değişiklik finalin tonunu güçlendirir. Şiirde anlatılan bütün koşullar yerine getirildiğinde kişi artık ulaşılması gereken noktaya gelmiştir: adam olmak.
Bu nedenle Ecevit’in şiire “Adam Olmak” adını vermesi, final dizesinden bağımsız bir yorum değildir. Başlık ve son dize birlikte düşünüldüğünde çevirmenin şiirin bütününü sonuç üzerinden çerçevelediği görülür.
Ecevit’in Çevirisinde Kelimelerden Daha Fazlası
Bu örnekler Ecevit’in çeviri yaklaşımını açık biçimde gösteriyor. “Keep your head” için “kendine hâkim olmak”, “pitch-and-toss” için “yazı-tura”, “Disaster” için “bozgun” gibi tercihlerde amaç İngilizce kelimelerin biçimini korumak yerine şiirin Türkçede doğal ve anlaşılır olmasını sağlamak.
Bu yüzden Ecevit’in “Adam Olmak”ı, Kipling’in şiirinin kelime kelime karşılığı olarak okunmamalı. Daha doğru yaklaşım, onu Kipling’in düşüncesini Türkçenin deyimleri, ritmi ve kültürel çağrışımlarıyla yeniden kuran bir çeviri olarak değerlendirmektir.
Bu kısa alıntılar aynı zamanda neden tam şiiri vermek yerine seçilmiş dizeler üzerinden ilerlemenin daha anlamlı olduğunu da gösteriyor. Okur, özgün metindeki ifadeyi, Ecevit’in karşılığını ve bizim doğrudan anlam aktarımımızı aynı bağlam içinde görebiliyor.
Kipling’in “Eğer”i ile Ecevit’in “Adam Olmak”ı
Kipling’in şiiri ile Ecevit’in çevirisi yan yana okunduğunda temel düşüncenin korunduğu görülür.
Her iki metinde de insanın:
- baskı altında sakin kalması,
- kendisine güvenmesi,
- sabırlı olması,
- hayallerine hâkim olması,
- başarı ve yenilgi karşısında dengesini koruması,
- kaybettikten sonra yeniden başlaması,
- gücü tükendiğinde iradesine dayanması,
- toplum içinde karakterini koruması
istenir.
Fark daha çok bu düşüncelerin hangi dilsel ve kültürel ifadelerle kurulduğunda ortaya çıkar.
Kipling İngilizce dünyasının deyimlerini ve toplumsal çağrışımlarını kullanır. Ecevit ise bunların Türkçede karşılık bulabileceği kelimeleri seçer. “Pitch-and-toss”un “yazı-tura”ya, “Disaster”ın “bozgun”a, “common touch”ın “halkı unutmamak” fikrine yaklaşması bunun örnekleridir.
Bu açıdan Ecevit’in çevirisi, şiirin anlamını Türk okuyucuya yeniden kurarak aktaran bir çalışma olarak değerlendirilebilir.
“If—” Şiiri Neden Hâlâ Okunuyor?
“If—”in 1910’dan günümüze ulaşmasının temelinde şiirin insan karakteri üzerine kurulması bulunur.
Kipling belirli bir meslek, siyasi görev veya toplumsal konum için başarı reçetesi vermez. Bunun yerine insanın başarı karşısında nasıl davranacağına, kaybettiğinde nasıl yeniden başlayacağına ve başkalarının davranışlarının kendi karakterini belirlemesine izin verip vermeyeceğine odaklanır.
Şiirin etkisini artıran bir başka unsur da yapısıdır. Dört kıta boyunca “If” kelimesinin tekrar edilmesi okuyucuyu sürekli bir sonraki koşula hazırlar. Her yeni koşul bir öncekinin üzerine eklenir ve finalde bütün yapı “Man” kavramına ulaşır.
Kipling’in kendi anlatımına göre şiir kısa sürede kitabının dışına taşmış ve dünyaya yayılmıştır. Something of Myself içinde şiirin okullarda kullanıldığını, kartlara basıldığını ve farklı biçimlerde yaygınlaştırıldığını anlatır. Kipling’in ifadesiyle şiir bir süre “kitaptan kaçıp dünyayı dolaşmıştır.”
Bir İngiliz Şiirinin “Adam Olmak”a Dönüşmesi
Rudyard Kipling’in “If—” şiiri, 1910 yılında İngilizce olarak ortaya çıkan bir karakter ve ahlak şiiridir. Kipling kendi açıklamasında şiirin Leander Starr Jameson’ın karakterinden esinlendiğini belirtmiştir.
Şiirin temel yapısı son derece nettir: Eğer insan hayatın bütün bu sınavları karşısında kendisini koruyabilirse, sonunda olgun bir insan olacaktır.
Bülent Ecevit’in 1956 tarihli “Adam Olmak” çevirisi ise bu final düşüncesini başlığa taşır. Bu yüzden “If—” ile “Adam Olmak” arasında ilk bakışta görünen kadar büyük bir kopuş yoktur. Ecevit, şiirin sonunda bulunan “you’ll be a Man, my son” düşüncesini Türkçe başlığa dönüştürerek metnin sonucunu en başta okurun karşısına çıkarır.
Asıl dikkat çekici nokta, başlıktan sonra gelir. Ecevit’in “keep your head”, “Triumph and Disaster”, “pitch-and-toss” ve “common touch” gibi ifadeleri Türkçede nasıl karşılamayı seçtiği, bir çevirmenin başka bir kültürün şiirini kendi dilinde yeniden kurarken ne kadar yaratıcı davranabildiğini gösterir.
Böyle bakıldığında “Eğer” ile “Adam Olmak” aynı şiirin iki farklı yüzü hâline gelir. Kipling’in “Eğer”leri insanı sınarken, Ecevit’in “Adam Olmak”ı bütün bu sınavların sonunda ulaşılması gereken karakter idealini öne çıkarır.
Bir İngiliz şairin 1910’da yazdığı şiirin, onlarca yıl sonra bir Türk şair-çevirmenin kaleminde yeni bir başlık ve yeni bir söyleyiş kazanması, “If—”i edebiyat tarihinin ötesinde çeviri tarihinin de ilginç örneklerinden biri hâline getirir.

